1960'larda, çocukluğumda evde radyo olması önemli bir şeydi. Herkeste yoktu; radyo dinlemek için komşulara ya da akrabalara gidilirdi. Evlerdeki tek haber ve eğlence kaynağı olduğu için kocaman radyolar baş köşede durur, anneler radyonun üzerine örtmek için dantelli örtüler işlerlerdi. Herkes de radyo açamaz, kanal aramak için karıştıramazdı; bizim evde o yetki babamdaydı.
Oldukça büyük, ancak içindeki lambalar ısındığında iyi ses veren bir radyomuz vardı. Radyo yayınları ancak net olarak, orta dalgadan yayın yapan Ankara Radyosu'ndan dinlenebilirdi. FM yayınları henüz icat edilmemişti ve başka ülkelerin yayınlarını ancak kısa dalgadan dinleyebilirdiniz. Kısa dalga normal radyolarda çok cızırtılı dinlenebilir, dinlediğiniz radyo kanalı da kolayca kaybolurdu.

Radyo sabahtan akşama kadar hiç kapanmaz, ev işleriyle meşgul olan annemin kulağı hep radyoda olurdu. Bugünün TV dizileri gibi o günlerde de radyoda her sabah, saat 9:40'da, 20 dakikalık “Arkası Yarın”lar, çarşamba geceleri 21:15'de “Radyo Tiyatrosu” yayınlanırdı. Radyo Tiyatrosu'nda bu program için özel olarak yazılmış oyunların yanı sıra Türk ve Dünya edebiyatından çok sayıda uyarlama yayınlanırdı. Semih Sergen, Rüştü Asyalı, Baykal Saran, Ecder Akışık, Tomris Çetinel gibi devlet tiyatrosu sanatçıları seslendirmeleri yapardı. “Efekt: Korkmaz Çakar” anonsu hâlâ kulaklarımızdadır… “Efekt” ne? Korkmaz niye çakar, merak ederdik.
Radyoda bolca da müzik yayını vardı. Sabah Yurttan Sesler Korosu'nun türküleri ile gözlerimi açardım. Sanırım programın tekrar yayını saat 06:30'daydı. Çünkü esas yayın gece olurdu. Nida Tüfekçi, Mustafa Geceyatmaz, Nezahat Bayram, Aliye Akkılıç, Bedia Akartürk gibi ünlü sesler koroda yer alırdı. Akşam yemek masasında ailecek buluştuğumuzda radyoda Fasıl programı olurdu. Babam 17:30'da Bakanlıklar'daki Tarım Bakanlığı'ndaki mesaisini tamamladıktan sonra Akay Yokuşu'nu tırmanıp yürüyerek eve gelir ve hemen yemek masasına otururdu. Yemeği bitirdiğinde de fasıl başlamış olurdu. İki kadeh rakısını içerken fasıl dinler, zaman zaman şarkılara eşlik ederdi.
1960'ların ikinci yarısında ilkokula gitmeye başladığımda Ankara'da kışlar çok sert geçiyordu. Kar yağdı mı 15 gün yerden kalkmaz, günlerce bir buz tabakasının üzerinde yürümek zorunda kalırdınız. Okula kolumuzun altına bir parça odun alıp giderdik. Çünkü Ankara'nın en gözde okullarından biri de olsa sınıflar sobayla ısıtılıyordu. Getirdiğimiz odunlarla soba yakılıp sınıf ve biz ısınana, ellerimiz kalem tutacak hale gelene kadar da öğretmenimizin yönetiminde türkü söylerdik. Öğretmenimiz Fatma Anıl, bunu bir oyun, bir yarışma haline getirmişti. “Sabah evde Yurttan Sesler Korosu'ndan hangi türküyü dinlediniz” diye sorar ve onu koro halinde söyletirdi. “Elmayı top top yapalım / Kızlara mendil atalım” diye türküler hala kulaklarımda çınlar.

Türkü dinleme alışkanlığımın ve ezberimdeki çok sayıda türkünün o günlerden kalma olduğunu düşünüyorum, çünkü evde hâkim müzik türü alaturkaydı. Türkünün en ünlü sesleri Nuri Sesigüzel, Muzaffer Akgün, alaturkanın ise Zeki Müren, Müzeyyen Senar'dı. Nesrin Sipahi, Mustafa Sağyaşar, Behiye Aksoy, Mediha Demirkıran, Yaşar Özel, Ziya Taşkent gibi isimler de hemen aklıma geliyor.
Babaannem ud çalarmış ama erken öldüğü için dinleme şansım olmadı. Babam herhangi bir müzik aleti çalmaz ama şarkıları çok iyi bilir ve söylerdi. Annemin de sesi güzeldi, TRT Korosu'nun imtihanını kazandığı ama dedemin yollamadığı söylenirdi.
Zaman zaman aileye yemek daveti verildiğinde amcalarımla birlikte usulüne göre fasıllar yaparlar, peşrevle başlanır, seçilen makamdan şarkılar yine usulüne uygun olarak ağırdan neşeliye doğru söylenir saz semaisi ile fasıl biterdi. Bu sayede ezberimde birçok alaturka şarkı vardır. O zamanlar dinlemeyi de söylemeyi de pek sevmesem de belleğim kaydetmiş.

TRT radyolarında müzik yayınının son derece kurallı olduğunu, pop müzik şarkılarının çoğunun denetimden geçemediğini, arabesk gibi türlerin ise asla yayınlanmadığını biraz daha büyüyünce öğrenecektim.
TRT radyolarının üç kanallı olması 1973'de TRT Genel Müdürü olan İsmail Cem İpekçi zamanında olmuş. TRT-2 eğitim ve kültür ağırlıklı yayın yapmak, TRT-3 kaliteli müzik yayını yapmak üzere kurulmuş. Yabancı pop ve rock müziğin iyi örneklerini TRT-3'de dinlerdik. TRT-3'ün en çok dinlediğim programı Yavuz Aydar ve Şebnem Savaşçı ikilisinin Stüdyo FM'iydi. Her cuma günü 18:00-19:00 saatleri arasında yayınlanırdı. 1978'de yayına başlayan program dünyaca ünlü grupları ve albümleri daha Türkiye'de çıkmadan tanıtırdı ki bu çok önemliydi. O zamanlar bu yeni şarkıcı ve grupları bilmek de yurtdışından onların plaklarını getirmek de pek mümkün değildi. Bizim kuşağın rock müzik kültürünün kaynağı bu programdır. 3 Eylül 1978'de başlayan program, TRT bünyesinde tam 34 yıl 4 ay boyunca aralıksız her hafta canlı olarak yayınlandı. 28 Aralık 2012'de TRT 3'teki 3803. bölümüyle veda etti.









