Tasarımcı Alexander Wang ve annesinin geçen bahar satın alarak bir yıl boyunca restore ettiği eski tescilli banka binası Wang Contemporary, Canal Street üzerinde, hareketli Chinatown sınırında kapılarını açtı. Görkemli kubbeli bina, şimdilerde hem galeri hem de showroom olarak hizmet veriyor. Tasarımcı, resort koleksiyonunu bu binada, kafesli klasik bir asansörle çıkılan ve mankenlerin yer aldığı karanlık perdeli tabloların oluşturduğu mistik atmosferde sergiledi.
Geçtiğimiz sezon zenginlik hissine rağmen nispeten sade ve akıcı bir koleksiyon sunan Wang, ihtişamlı ve süslü detaylara olan ilgisini bu kez Pekin operasının geleneksel motiflerini çağdaş bir gardıropla harmanlayarak tam anlamıyla hayata geçirdi. Yapay kürk detaylı drape üstlerde, eteklerde ve kruvaze straplezlerde zengin çiçek motifleri kullanılırken, uyluk bölgesine kadar uzanan yüksek topuklu çizmeler dikkat çekti.
Bir diğer tema ise, şal yakalı hacimli gece kabanlarını, kum saati silüetine sahip yerlere kadar uzanan straplez elbiseleri ve modern çizgideki etek-üst takımlarını yoğun bir şekilde kaplayan ipek dimi saçaklar oldu. Smokin ceket, sırt yırtmaçları balık kuyruğunu andıran mini kruvaze bir elbiseye dönüştürülürken; yastık kılıfından ilham alan kutu kesim kısa üst, parlak iki parçalı bir elbiseyle birlikte sergilendi. Bu parçalar, Wang'in günlük ve asi tarzından farklı olarak zarif, olgun ve eski dünya cazibesini gözler önüne serdi.
Koleksiyonun Hybrid State adlı ikinci bölümünde ise Wang'in klasik çizgileri ön plana çıktı. Ters çevrilmiş gibi tasarlanan kot ceket ve etek ile uzun kollu tişört üstüne giyilmiş kaşkorse görünümü veren tek parça kıyafetler bu anlayışı yansıttı. Yan kısmında fırfırlar bulunan geniş kesim koyu renk pantolonlar, kristallerle işlenmiş baklava desenli hırkalar ve Pekin operası sanatçılarının airbrush baskılı tişörtleri koleksiyonun en başarılı parçaları arasında yer aldı.








