Gerçek birini canlandırırken kendinizden ne kadar uzaklaşıp karaktere teslim olursanız, o karaktere o kadar derinlemesine bürünürsünüz. Amanda Seyfried, The Dropout dizisinde Elizabeth Holmes rolüyle izleyici karşısına çıktığı ilk andan itibaren, karakterin düşük tona sahip kendine has sesini başarıyla uyguluyor. Dudaklarını büzerek ve yanaklarını kasarak sesli harfleri daraltan oyuncu, konuşmalarına serpiştirdiği tuhaf duraksamalarla Elizabeth Holmes'un bariton ses tonunu ürkütücü bir doğrulukla taklit ediyor.
Mamma Mia! ve Les Misérables gibi yapımlardaki etkileyici performanslarıyla tanınan Seyfried, bu rol için düzenli olarak ses koçuyla çalıştı. Oyuncu, ses tonunu kendi doğal frekansının üzerinde zorlamak yerine, kendisi için en derin olanı bularak karakterin katmanlarını oluşturmaya odaklandığını belirtiyor. Seyfried, Holmes'un sesini bir aksan gibi ele alarak, ağız hareketlerini kendi doğallığından farklı bir biçimde şekillendirdiğini ifade ediyor.
Çekimler başlamadan önce Catskills'teki çiftliğinde atlara yem verirken bile karakterin aksanını çalışarak sesini kas hafızasına yerleştiren Seyfried, rolü için fiziksel dönüşümü de adım adım tamamladı. Dizinin üçüncü bölümünde, karakterin özensiz kıyafetlerini bırakıp imzası haline gelen siyah balıkçı yakalı kazağı giydiği anlar, oyuncu için de karakterle bütünleşme sürecinin en heyecan verici parçası oldu.
Dizi, Holmes'un derin ses tonu ve siyah balıkçı yaka takıntısının sadece kişisel alışkanlıklar değil, erkek egemen iş dünyasında genç bir CEO olarak ciddiye alınmak ve saygı görmek için kullandığı bir manipülasyon aracı olduğunu gözler önüne seriyor. The Dropout, Hulu platformunda yayınlandığı günden itibaren büyük ses getirirken, Amanda Seyfried bu performansıyla Emmy Ödülü kazanma başarısını gösterdi.








