Kopenhag Üniversitesi Globe Enstitüsünde gezegen oluşumu üzerine çalışan Profesör Anders Johansen ile Doktor Öğretim Üyesi Haiyang Wang'ın yönettiği yeni bir araştırma, Dünya ve Mars'ın oluşum süreçlerine ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

Yaklaşık 4,5 milyar yıl önce birbirine yakın konumda oluşan iki gezegenin, yeni araştırmaya göre çok farklı süreçlerden geçerek büyüdüğü belirlendi. Johansen, "En şaşırtıcı sonuç, Dünya ve Mars'ın farklı şekillerde oluşmuş gibi görünmesi. Aynı güneş sisteminde yan yana oluşan iki gezegenin daha benzer bir oluşum geçmişini paylaşmasını beklerdiniz." dedi.

Kayalık gezegenler; gezegenimsi adı verilen büyük cisimler arasındaki çarpışmalarla, daha küçük parçacıkların toplandığı çakıl yığılmasıyla ya da her ikisinin birleşimiyle büyüyebiliyor. Yeni çalışma bu karma tabloyu desteklerken, Dünya ve Mars'ın söz konusu süreçlere çok farklı oranlarda maruz kaldığını da gösteriyor.

Haiyang Wang, "Dünya'nın kütlesinin en az yüzde 75'i, çakılları toplayarak büyüyen ve ön gezegen olarak bilinen iki genç gezegenden kaynaklanıyor gibi görünürken, gezegenimsiler yüzde 25'e kadar katkıda bulundu. Buna karşılık, Mars'ın kütlesinin yaklaşık dörtte üçü gezegenimsilerden geliyor, kalan dörtte birlik kısım ise çakıl yığılmasından kaynaklanıyor." dedi.

Araştırmacılar, gezegenlerin geçmişini yeniden oluşturmak için kabuk ve mantolarındaki sodyum, çinko ve potasyum gibi uçucu elementleri inceledi. Bu elementler yüksek sıcaklıklarda buharlaşabildiği için günümüzdeki bollukları, her gezegenin oluşurken yaşadığı koşullara dair ipuçları barındırıyor.

Ekip, bugün görülen gezegenlerle hangi oluşum senaryolarının en iyi eşleştiğini test etmek amacıyla bu kimyasal izleri bilgisayar modelleriyle birleştirdi.

Johansen, "Kanıtların çoğunun çok uzun zaman önce yok olduğu o dönemde ne olduğunu bulmak büyük bir dedektiflik işi. Ancak 4,5 milyar yıl sonra bile Dünya ve Mars'ın mantolarının bileşimleri aynı kaldı. Bunları oluşum sürecinin bir izi olarak düşünebilirsiniz." ifadelerini kullandı.

Güneş Sistemi'nin orijinal yapı malzemelerinin tam bileşimi bilinmediği için modeller hâlâ bazı varsayımlara dayanıyor. Buna rağmen araştırmacılar, bu varsayımlar değiştirildiğinde bile Dünya ile Mars arasındaki zıtlığın tutarlı kaldığını belirtti.

Wang, "Kesin yüzdeler bir miktar değişebilir ancak analizlerimiz tutarlı bir şekilde Dünya ve Mars'ın iki farklı yolla oluştuğunu gösteriyor. Yöntemimiz, genellikle birden fazla şekilde yorumlanabilen ve daha yaygın olarak kullanılan izotop tabanlı yaklaşıma göre gezegen oluşumunu anlamanın daha kesin ve doğrudan bir yolunu sunuyor." dedi.

Aynı yaklaşımın zamanla araştırmacıların Güneş Sistemi ötesindeki kayalık gezegenleri incelemesine yardımcı olabileceği düşünülüyor. Oluşum koşulları, bir gezegenin su ve yaşanabilirlikle bağlantılı diğer maddeler de dahil olmak üzere ne kadar uçucu maddeyi elinde tuttuğunu etkiliyor.

Johansen, "Gezegenlerin oluşumları sırasında uçucu elementleri nasıl kaybettiğini anlarsak, en nihayetinde ne kadar su ve yaşamı destekleyen diğer maddeleri tuttuklarını tahmin etme konusunda da daha iyi olabiliriz." şeklinde konuştu.