Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden 21'inin ortak para birimi euro, kıta genelinde tırmanan mali ve siyasi belirsizliklerin baskısıyla dolar karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Mayıs 2025'ten beri en düşük seviyesini gören euronun yıl genelindeki toplam kaybı yaklaşık yüzde 5 oldu.
Fransa'nın mali disiplinsizlik, siyasi kriz ve sokak eylemlerinin eş zamanlı derinleştiği tarihi bir dönemden geçmesi, İspanya'daki erken seçim kararı ve İtalya'nın borç kırılganlığı, küresel piyasalarda 2012'deki Euro Bölgesi borç krizinin dinamiklerini yeniden tetikledi.
Küresel tahvil piyasasındaki dalgalanmalar, Orta Doğu'daki gerilimlerin beslediği yüksek enerji maliyetleri ve yapışkan enflasyon, euro üzerindeki değer kaybı baskısını sadece günlük değil, orta vadeli bir trende dönüştürdü. Ocak ayında test ettiği 1,21 seviyesindeki zirvesinden bu yana kademeli bir düşüş trendinde olan euro/dolar paritesi, söz konusu gelişmelerin etkisiyle 1,11 seviyesine kadar geriledi.
Euronun zayıflamasındaki ana etken, Euro Bölgesi'nin ikinci büyük ekonomisi olan Fransa'dan gelen endişeler oldu. Fransa'nın 10 yıllık devlet tahvili getirileri, jeopolitik risklerin küresel tahvil satışlarını tetiklemesiyle yüzde 5 sınırına dayanarak 2002'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Fransa Ulusal İstatistik Enstitüsü ve hükümet verilerine göre, ülkenin genel kamu açığı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 5,8'e ulaşarak AB'nin yüzde 3'lük tavan sınırını aştı.
Euro Bölgesi'ndeki güvensizlik ortamı yalnızca Fransa ile sınırlı kalmadı. İspanya'da konut piyasası politikaları üzerinden tırmanan kriz, Başbakan Pedro Sanchez'in kasım ayı için erken parlamento seçimi kararı almasıyla siyasi riskleri AB'nin dördüncü büyük ekonomisine taşıdı. Analistler, euro Bölgesi genelinde yapısal sorunlar çözülmediği ve siyasi tansiyon düşmediği sürece euro üzerindeki satış baskısının sürmesini öngörüyor.




