Avustralyalı akademisyen Kylie Moore‑Gilbert, 2018 yılında İran'da tutuklandı ve casusluk suçlamasıyla on yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İran hapishanelerinde geçirdiği 804 günü anlattığı Kafessiz Gökyüzü adlı kitabında, tecrit ve belirsizlik içinde kendisine bir çıkış yolu arayan bir kadının mücadelesine tanık oluyoruz.

Moore‑Gilbert, dış dünyadan sınırlı haber alabildiği bu süreçte sorgucularının niyetlerini anlamaya, verilen sözlerin doğruluğunu tartmaya ve ne zaman karşı koyup ne zaman bekleyeceğine karar vermeye çalışıyor.

Hapishane arkadaşları Niloufar ve Sepideh'yle kurduğu dostluklar, bu zorlu koşullarda ona güç veriyor. İletişim kurmanın bile engellerle dolu olduğu ortamda kadınlar, birbirlerini dinleyerek ve gündelik hayatı paylaşarak dayanışmanın yollarını buluyor.

Yazar, kendi özgürlük mücadelesini anlatırken hapishanede tanıdığı ve serbest bırakıldığında geride bırakmak zorunda kaldığı kadınların yaşadıklarını da okuyucu ile paylaşıyor.

Avustralyalı akademisyen Kylie Moore‑Gilbert 2018'de İran'da tutuklandı

Kitap boyunca, karşı tarafın niyetlerini anlamaya ve bir sonraki hamlelerini öngörmeye çalışıyorsunuz. Son söz bölümünde de hapishanede sizi koruyan şüpheciliğin ve duygusal mesafenin özgürlüğünüze kavuştuktan sonra insanlarla ilişkilerinizi etkilediğini anlatıyorsunuz.

Yabancı bir ülkedeki hapishaneden bir anda çıkıp kendinizi yeniden Avustralya'daki gündelik hayatın içinde bulmak, tam anlamıyla bocalamama neden olmuştu. Hapishanede hayatta kalabilmek için geliştirdiğiniz bütün zihinsel savunmalar, dışarıda hayatınızı zorlaştırmaya başlamıştı.

Qazi Zadeh'in size yönelik tavırları, baskı ve tehditten kişisel ilgi gibi görünen bir yakınlığa dönüşebiliyor. “Benim hakkımda ne düşünüyorsun?” diye sorması, bu ilişkinin dikkat çekici anlarından biri.

Geriye dönüp baktığınızda Qazi Zadeh'in davranışlarını, bugün artık tanıdığınız bir kontrol biçiminin örneği olarak görüyor ve bu kontrolün psikopatik eğilimleri olduğunu belirtiyorsunuz.

İran'dan ayrılışınızı “hem eve dönüş hem de sürgün” olarak tanımlıyorsunuz. Yaşadığınız zorluklara rağmen bir dili, insanları ve kültürü geride bırakmanın acısını da duyuyorsunuz.