Türkiye'nin yanı sıra Avrupa Birliğince de coğrafi işaret tesciliyle korunan Aydın kestanesinde hasat, yüksek dallarda çalışan ve sırıkçı adı verilen erkekler ile ağaçların altında ürün toplayan kadınların zahmetli mesaisiyle başladı.

Yıllık yaklaşık 25 bin ton kestane üretiminin yapıldığı Aydın'da, ürün özellikle Efeler, Köşk, Sultanhisar ve Nazilli ilçelerinin yüksek rakımlı bölgelerinde yetişiyor. Sofralara ulaşmadan önce zorlu bir yolculuktan geçen kestane, yüksek ağaçların dallarından insan gücüyle indiriliyor.

Yörede sırıkçı olarak adlandırılan erkekler, 15-20 metre yüksekliğe çıkarak dalların üzerinde denge kurmaya çalışıyor. Ellerindeki 3 ila 5 metrelik uzun sırıklarla dalları çırpan işçiler, kestanelerin dikenli dış kabuklarıyla yere düşmesini sağlıyor.

Yerden bakıldığında cambazları andıran sırıkçıların her hareketi dikkat gerektiriyor. Bir daldan diğerine geçerken sırıkçılar, yüksekte dengelerini koruyarak çalışıyor. Sırıkçıların işi yalnızca ağaca çıkmakla bitmiyor; dalların üzerinde dururken uzun sırığı yönlendirmek, kestaneleri düşürmek ve dikenli kabuklardan korunmak da gerekiyor.

Ağaçların tepesindeki hareketli mesaiye, aşağıda kadınların toplama işi eşlik ediyor. Sırıkların darbeleriyle yere düşen kestaneler, dikenli kabuklarına dikkat edilerek toplanıyor. Ağaçların çoğu engebeli arazide olduğu için kestaneyi yerden toplamak da oldukça güçleşiyor.

Çuvallara doldurulan kestaneler daha sonra erkek işçiler tarafından kuyulara boşaltılıyor. Dikenli dış kabuklarının çürümesi ve kestanenin bu kabuklardan çıkması için 1 ay kuyuda bekletilen ürünler, makineyle ayıklanıp sofralara hazır hale getiriliyor.

Bu zorlu üretim sürecinde sırıkçılar günlük yaklaşık 5 bin lira, kadınlar ise 2 bin 500 lira kazanıyor.