Çocuklarda internet ve oyun bağımlılığı nedeniyle tedavi başvurularında belirgin bir artış yaşanıyor. İstanbul'daki Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde hizmet veren internet ve oyun bağımlılığı polikliniğine yönlendirilen vakaların sayısı geçen yıla göre yaklaşık bir buçuk ila iki katına çıktı.
Saatlerce ekran başında kalmak, uyku düzeninin bozulması ve ders başarısının düşmesi gibi sorunlar çocukların günlük yaşamını ciddi biçimde etkiliyor. İnternet ve oyun kullanımının kontrol edilememesi nedeniyle tedaviye başvuranlar arasında artık okula gitmeyen çocukların da bulunduğu belirtiliyor.
İstanbul'daki Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde 2016 yılında kurulan ve 2017'de hasta kabulüne başlayan poliklinik, yaklaşık 10 yıldır çocuklara ve ailelerine destek oluyor. Ancak son yıllarda polikliniğe yönlendirilen vakaların sayısında büyük bir tırmanış görülüyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gül Karaçetin, hem başvurulardaki artışı hem de çocukların karşı karşıya kaldığı riskleri değerlendirdi.
Polikliniğe yönlendirilen vaka sayısı, 2026 yılında yaklaşık 400'e ulaştı. Geçen yılla karşılaştırıldığında artışın neredeyse iki katını bulduğunu belirten Prof. Dr. Gül Karaçetin, özellikle pandemiden sonraki son 6-7 yıldır başvurularda ve bağımlılığın şiddetinde ciddi bir artış olduğunu, çocukların hayatını olumsuz etkileyen daha yıkıcı tablolarla karşılaştıklarını ifade etti.
İnternet kullanımının sorunlu hale gelmesi yalnızca ekran başında geçirilen sürenin uzaması anlamına gelmiyor. Çocukların okul hayatı, uyku düzeni ve günlük sorumlulukları da bu süreçten büyük ölçüde etkileniyor. Başlangıçta ders başarısındaki düşüş veya uyku saatlerinin değişmesiyle kendini gösteren sorunlar, ilerleyen dönemlerde okuldan tamamen uzaklaşmaya kadar varabiliyor. Prof. Dr. Karaçetin, polikliniğe gelen vakaların genellikle son aşamada okulu bırakmış ve ciddi problemler yaşamış çocuklar olduğunu kaydetti.
Ekran kullanımına ilişkin sorunlar yalnızca okul çağındaki çocuklarda ve ergenlerde görülmüyor. Çok küçük yaşlarda edinilen alışkanlıklar da aileleri uzman desteği aramaya yöneltiyor. Karaçetin, polikliniğe getirilen en küçük çocuğun henüz pusette getirilen 36 aylık bir bebek olduğunu, yemek yedirirken tablet kullanımına alıştırıldığını ancak bu bebeğe bağımlılık tanısı konulmadığını belirtti.
Tedavide amaç interneti tamamen yasaklamak veya çocuğun dijital cihazlarını elinden almak değil. Öncelikle internet kullanımının çocuğun yaşamındaki yeri ve kontrol kaybı yaşanıp yaşanmadığı değerlendiriliyor. Çocuğun yaşamının diğer alanlarından zevk alamaması durumunda, uzmanlar bu yolculuğu daha önceki sağlıklı kullanım aşamalarına çekmeyi hedefliyor.
İnternet ve oyun bağımlılığında tedavi süresi her çocuk için farklılık gösteriyor. Sorunun şiddeti, günlük yaşama etkileri ve eşlik eden ruhsal güçlükler sürecin uzunluğunu değiştiriyor. Bazı çocuklarda birkaç aylık takip yeterli olabilirken, ağır bağımlılık tablolarında tedavi aylarca hatta yıllarca devam edebiliyor.










