Plastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair yapılan yeni bir araştırma, bugüne kadar yeterince incelenmemiş kritik bir kimyasal süreci gözler önüne serdi. Columbia Üniversitesi'nden kimyager Wei Min liderliğindeki ekip, yaygın olarak kullanılan plastiklerin suyla temas ettiğinde hücrelere zarar verebilen reaktif oksijen türleri üretebildiğini tespit etti.
İnsan kanında, atardamarlarda ve beyin dokusunda mikroplastikler tespit edilmiş olsa da bu parçacıkların hastalıklara doğrudan neden olup olmadığı henüz kesinleşmiş değil. Ancak yeni çalışma, plastiklerin yalnızca fiziksel parçacıklar olarak değil, kimyasal tepkimeler yoluyla da biyolojik dokuları etkileyebileceğini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, polistiren tozunun suyla temasını inceledikleri deneylerde on gün içinde kullanılan boyanın %90'ının kaybolduğunu gözlemledi. Elektron spin rezonans testleri ise su ve polistiren karışımında yüksek miktarda hidroksil radikali oluştuğunu doğruladı. Bu süreç sadece polistirenle sınırlı kalmayıp polietilen, polipropilen, PVC, PET ve akrilik gibi altı farklı plastik türünde de benzer radikal üretimleriyle kaydedildi.
Bilim insanları, su itici plastik yüzeylerin su molekülleri arasındaki hidrojen bağlarını bozarak hidroksit iyonlarının radikale dönüşmesi için gereken enerjiyi azalttığını belirtiyor. Deneylerde plastik yüzeylerin proteinleri ve DNA'yı etkileyebildiği, ayrıca kırmızı kan hücrelerinin zarlarında hasara yol açtığı gözlendi. Araştırmacılar, özellikle nanoplastiklerin yüksek risk oluşturabileceği üzerinde dururken, elde edilen bulguların plastiklerin insanlarda doğrudan hastalığa yol açtığını kanıtlamadığını ve çalışmaların devam etmesi gerektiğini vurguluyor.









