Doç. Dr. Tuğba Atmaca Temrel, sosyal medyada gündeme gelen “saat 03.00 uykusuzluğu” efsanelerinin tıbbi dayanağı olmadığını belirtti. Gece yarısı aniden uyanmanın karaciğer rahatsızlıkları veya kortizol patlamasıyla ilişkilendirilmesi konusunda uzman, bu eşleştirmelerin bilimsel temeli olmadığını ifade etti.
Temrel, gece uykusunun bölünmesinde yoğun zihinsel yorgunluk, ekonomik ve sosyal kaygılar ile gün içinde ertelenen düşüncelerin rol oynadığını vurguladı. Uykunun farklı evreleri arasında kısa süreli uyanmaların doğal kabul edilebileceğini belirtti. Yetişkin nüfusun %10‑30'unun uykusuzluk semptomlarıyla karşılaştığını söyleyen uzman, her uyanmanın bir hastalık olarak etiketlenmemesi gerektiğini hatırlattı.
Gece uyanıldığında yapılan en büyük hatanın saati kontrol etmek ve akıllı telefon ekranına bakmak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Temrel, zaman baskısının uyanıklığı artırdığını, ekran ışığının ise melatonin salgısını baskılayarak uykuya dönüşü zorlaştırdığını kaydetti. Uyku kalitesini korumak için sabit kalkış saatine uyulması, geç saatlerde kafein ve ağır gıda tüketiminden kaçınılması tavsiye edildi. Haftalarca süren kronik uykusuzluk, uykuda nefes durması ve gün içi aşırı yorgunluk gibi durumlarda klinik değerlendirme yapılması gerektiği hatırlatıldı.



