Genç oyuncu Eylül Ersöz, Fırtına Kız filminde başrolü üstlendi. Filme dahil olma sürecini anlatan Ersöz, seçmelere katıldığını, seçildikten sonra futbol dersleri almaya başladığını ve 1,5 ay boyunca Beşiktaşlı bir kadın futbolcudan ders aldığını belirtti. Babasının futbolcu olduğunu ve maç izlemeyi sevdiğini söyleyen oyuncu, projeden önce de futbola ilgi duyduğunu ifade etti.
Çekimleri Diyarbakır'da gerçekleşen film için Ersöz, kentin ve insanların çok sıcak olduğunu, bu nedenle burada yaşayabileceğini düşündüğünü söyledi. Sürecin kendisi için çok keyifli geçtiğini dile getirdi.
Filmi hayallerinin peşinden koşan kızlara ve babasına ithaf eden Ersöz, kendisini hep mücadeleci biri olarak tanımladı. Oyunculuk yapan birinin zaten biraz mücadeleci olması gerektiğini vurgulayan oyuncu, özel hayatında da mücadeleci olduğunu, bu duyguyu sevdiğini ve mücadele edince bir şey başardığını hissettiğini anlattı.
Filmi babasına ithaf etmesinin sebebini, yapımın bir baba-kız hikâyesi olmasıyla ilişkilendiren Ersöz, babasını 6 yıl önce kalp krizi nedeniyle kaybettiğini belirtti. Altı yıldır bir iş yapıp onu babasına ithaf etmeyi içinden geçirdiğini söyleyen oyuncu, bu proje geldiğinde sanki filmi ona babası getirmiş gibi hissettiğini ifade etti. Filmde İsmail ile Zeynep'in ilişkisinin kendi babasıyla olan ilişkisine benzediğini anlatan Ersöz, canlandırdığı karakterin babasına gurur yaşatmak için futbolcu olmak istediğini, kendisinin de oyunculuk yapma sebeplerinden birinin babasının kendisiyle gurur duymasını sağlamak olduğunu dile getirdi.
Sevgi dolu bir ailede büyüdüğünü ve kendisinden 6 yaş büyük bir abisi olduğunu anlatan Ersöz, annesiyle ve babasıyla ilişkisinin her zaman çok iyi olduğunu söyledi. Çok uslu bir çocuk olduğunu belirten oyuncu, annesinin kendisine büyüyünce değiştiğini söylediğini gülerek aktardı. Kendini bildi bileli oyuncu olmak istediğini ifade eden Ersöz, bunu ilk fark edenin annesi olduğunu, onu tiyatro kursuna yazdırdığını ve ardından konservatuvar eğitimi aldığını anlattı.

Sektörde çok sayıda ve çok yetenekli oyuncu bulunduğunu belirten Ersöz, asıl zenginliğin herkesin kendine has olması olduğunu vurguladı. Her oyuncunun yarattığı karaktere kendi dünyasından bir şey kattığını, bu yüzden kimsenin kimseye benzemediğini söyleyen oyuncu, oynayabildiği kadar oynamak, yeni karakterler yaratmak ve her seferinde başka bir dünyaya girmek istediğini dile getirdi. Oyunculuk yaparken aldığı keyfi başka hiçbir şeyde bulamadığını aktardı.
Başrol oyuncusu olmanın kendisinde bir baskı oluşturmadığını belirten Ersöz, sette herkese daha ilgili davranmaya çalıştığını, başrol oyuncusunun aslında herkesi bir araya getiren kişi olduğunu söyledi. Diyarbakır halkının ve tüm ekibin çok tatlı olduğunu, bu nedenle özel bir çaba sarf etmesine gerek kalmadığını dile getirdi.
Kendisini Hülya Avşar'ın gençliğine benzetenler olduğunu söyleyen Ersöz, bu benzetmeye katıldığını belirtti. Hamileyken kime bakılırsa bebeğin ona benzediğinin söylendiğini hatırlatan oyuncu, annesinin hamileliğinde hep Hülya Avşar'a baktığını, bu yüzden benzeyip benzemediğini bilmediğini ifade etti. Kendisine Zendaya'nın Türk versiyonu dendiğini de aktaran Ersöz, bu yorumu çok sevdiğini ve Zendaya'nın o kuşakta en beğendiği oyuncu olduğunu söyledi.
Mesleğe başladığından bu yana sektörün zorluklarına da değinen Ersöz, her sektörde olduğu gibi burada da zaman zaman ego çatışmaları yaşanabildiğini belirtti. Zaman içinde herkese aynı mesafede yaklaşmamayı ve güvendiği küçük bir çevreyle ilerlemenin kendisi için daha sağlıklı olduğunu öğrendiğini anlattı.

Yoga yaptığını ve çok yürüdüğünü söyleyen oyuncu, yürümenin kendisi için bir tür kafa boşaltma yöntemi olduğunu ifade etti. Bir şeye sinirlendiğinde ya da kafasına bir şey takıldığında kendini dışarı attığını, bazen nereye gittiğini düşünmeden uzun uzun yürüdüğünü dile getirdi.
Bugüne kadar çingene karakterlerini çok oynadığını belirten Ersöz, artık farklı dünyaların ve farklı karakterlerin içinde sınanmak istediğini söyledi. Biraz aksiyonun içinde olduğu, belki bir ajan gibi daha sert, gizemli ve fiziksel tarafı güçlü bir karakter oynamanın kendisini çok heyecanlandıracağını aktardı.
Aşkın kendisi için ne ifade ettiğine de değinen Ersöz, bunun güvenli bir alan gibi geldiğini, bazen de güvensiz bir alan olabildiğini söyledi. Kendisini çocuk gibi gördüğünü belirten oyuncu, hem çok enerjik hem de anaç olduğunu ifade etti.
Konservatuvar eğitimi alan oyunculardan olduğunu hatırlatan Ersöz, mesleğiyle ilgili kendisini etkileyen okul anısını paylaştı. Emin Alper'in yönettiği Kurak Günler filminde oynadıktan sonra konservatuvarı kazandığını anlatan oyuncu, sınavda drama ve komedi oynadığını, şiir okuduğunu, ardından hocanın birkaç soru sorduğunu belirtti. Kendisine tesadüfen Emin Alper'le ilgili bir soru sorulduğunu ve hocanın onun filmde oynadığını bilmediğini söyleyen Ersöz, film henüz yayınlanmadığı için bu durumun yaşandığını ifade etti. Konservatuvarda sınavı kendine çevirmenin önemli olduğunu vurgulayan oyuncu, orada sınavı kendi lehine çevirdiğini dile getirdi.
Kendisinin Kurak Günler filmiyle tanındığını hatırlatan Ersöz, bu projenin kendisine gelmesinin bir şans olduğunu söyledi.









