Düzyazı sanatının bugünkü anlam ve anlatım özelliklerini kavratıcı ile gösterici bir bakışı bize sunan yegâne türün deneme olduğunu söylemeliyim. Dilde ve düşüncede gelişme göstergelerini içerdiği gibi, bugünün yazar ile anlatıcı tipografisinin ne olduğunu ve nerede durduğunu da içerleyici biçimde bize göstermektedir.
Denemeyi bu denli açımlayıcı gösterip, düşünsel yazı sanatının öncü türü kılan da elbette ki türün içerdiği anlamlardır.
Düşünce yazısı, dedik. Enikonu bir bakış, hatta bir sav üzerine kurulan; getirdikleriyle özgün bir söylemi ortaya koyan, ben'in dillendikleriyle de kendine özgünlüğü biçemsel açıdan önceleyen bir türdür deneme.
İçsesin dile gelişi tanımı bunun aurasını oluşturur. Gene de tek bir yanıdır bu... Başkaca özellikleridir asıl deneme'yi düzyazı sanatında bir gelişme göstergesi kılıp varoluşsal bilincin kapılarını anlatan.
Dilin gelişme düzeyiyle, yaşama kültürünün biçim alageldiği yer, durum, ortam ve mekân burada belirleyicidir. Öyle ki; açılan bu pencerelerden biz, toplumsal yapının ne ya da nerede olduğunu gözlerken; insanın ve bireyin neyi ile nasıl düşündüğünü, nedenselliğin boyutlanışındaki özne ile nesne ilişkisini de kavramaya çalışırız.
İşte bu kavratıcı bakış, kavrayıcı bilinç denemenin tözünü oluşturur. Yazan insan burada hayata ve kendine dair konuşandır da. Gören göz, bakan bakış, kavrayıcı bilinç... Dokunduğu her şeyi güle çevirendir biraz da.
Yazı sanatındaki uğraşını öteden beri şiir yatağının diğer kanallarında geliştiren Hilmi Yavuz, düzyazılarıyla edebiyatımızda denemenin yeni bir biçemde soluklanması gerektiğine dönük bir bakış ve tarz getirmenin de kaçınılmazlığını işaret etmektedir.
Onun yazma uğraşının temelinde varolan söz, dile getirme, söyleme, konuşma retorikleri; her bir yazısıyla birçok düşüncenin ve sorunsalın dışavurumudur aslında.
Yazarın aydın olma durumu ile aydınlanmacı bakışını örtüştüren bir tavrı geliştirir denemelerinde. Okuyan, düşünen; kavrayıcı bilinçte hayata yeniden yeniden bakan; soran, sorgulayan bir edimin dile gelişini gözleriz.
Hilmi Yavuz'un anlatışında ben ile öteki arasındaki ince çizginin sesini ile rengini buluruz. Bir yazın düşünürü çağdaşlık bilincinin bakışı ile yaklaşır her bir olaya ve olguya. Çıkarsadıklarıyla sorunsalların tözüne bakar. Neyin nereden, niçin ile nasıl oluştuğuna dair belirlemelerin ötesinde, yeni yorumlar getirir.
İşte bu noktada da onun denemesi'nin dili belirir. Denemenin içsesi'yle konuşurken düşüncenin biçimlediği bakışı anlatısına ağdırır. Yeni kitabı Budalalığın Keşfi bir bakıma buradaki duruşunun en özgün örneklerini getirir bize. Hem ele aldığı konular, hem üzerinde düşünmeye çağırdığı sorunsallar, hem de içsesinin tanıklığıyla dile getirdikleri bunu yansıtmaktadır.
Baştan imlediğim gibi; Hilmi Yavuz, düzyazı sanatının gelişme düzeyini bize gösteren bir yolun serdürmencisidir denemeleriyle. Dile getirdiği sorunsallar üzerinde daha çok düşünebileceğimizi söylemeliyim.
Budalalığın Keşfi'nde yer alan denemelerde bir yazarın ve aydının dünyayı kavrayışı ile yorumlayışının dilini de bulmaktayız. Hilmi Yavuz, düşünce dünyasının imbiklerinden süzerek getirdiği bilinç aydınlığıyla hayatın sırlayıcı yanı denemenin bize neyi ile nasıl anlattığını da göstermektedir.
Onun yazınsal denemeciliğini Salâh Birsel iklimine yakın bulurum. Hatta aynı coğrafyada farklı uçlarda iki uçbeyi'dirler benim için.









