İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye-Belçika Dışişleri, Adalet ve İçişleri Bakanları 4. Toplantısı kapsamında bulunduğu Belçika'nın başkenti Brüksel'deki temaslarını değerlendirdi. Çiftçi, Belçika ile köklü diplomatik ilişkilerin 188'inci yılında, iki ülkenin Dışişleri, Adalet ve İçişleri Bakanlarını bir araya getiren toplantının dördüncüsünün Brüksel'deki Egmont Sarayı'nda gerçekleştirildiğini belirtti. Bu formattaki son toplantının 2016 yılında Ankara'da düzenlendiğini hatırlatan Çiftçi, aradan geçen 10 yılın ardından 7 bakanın yeniden bir araya gelmesinin başlı başına anlamlı bir iradenin ifadesi olduğunu vurguladı.
Çiftçi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikte Belçikalı mevkidaşları Bernard Quintin, Annelies Verlinden, Maxime Prevot ve Anneleen Van Bossuyt ile Türkiye'nin güvenliğini ve vatandaşların huzurunu doğrudan ilgilendiren başlıkları ele aldıklarını bildirdi. Brüksel'de yaşayan, üreten ve Belçika ekonomisine değer katan yaklaşık 300 bin Türk vatandaşının iki ülke arasındaki en güçlü bağ olduğuna dikkati çeken Çiftçi, gerçek dostluğun iyi günde yan yana durmak kadar, huzuru hedef alan suç odaklarına karşı birlikte mücadele etmeyi de gerektirdiğini ifade etti.
Bakan Çiftçi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda Türkiye'nin dış politikada hem masada hem sahada sözü dinlenen bir ülke konumuna geldiğini vurguladı. Dışarıdaki kararlılığın içeride güçlü bir cephe kurmayı zorunlu kıldığını belirten Çiftçi, 10 yıllarımızı heba eden terör prangalarından milletçe kurtulmanın eşiğine gelindiğini ve Terörsüz Türkiye hedefine adım adım yaklaşıldığını söyledi.
Çiftçi, huzurun kök saldığı zeminde organize suç ve onun yeni nesil uzantılarının yeni bir tehdit olarak ortaya çıktığını dile getirdi. Yalnızca 2026 yılında Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatlarının gerçekleştirdiği bin 741 operasyonda, 22'si uluslararası düzeyde olmak üzere toplam 625 organize suç çetesinin çökertildiğini aktardı. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, Narkotik ve Siber birimlerinin mücadeleyi hem sokakta hem dijital dünyada kesintisiz sürdürdüğünü belirten Çiftçi, her türlü oluşumun karşısında olmaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.
Emniyeti, jandarması ve sahil güvenliğiyle milletin huzurunu kimseye çiğnetmeyeceğinin altını çizen Çiftçi, devletin kolunun bir vatandaşına uzanan tehdidi dünyanın öbür ucunda da yakalayacak kadar uzun olduğunu vurguladı. Yeni nesil suç örgütlerinin önemli bir bölümünün faaliyetlerini yurt dışı bağlantıları üzerinden yürüttüğünü belirten Çiftçi, Belçika'nın da aralarında bulunduğu ülkelerde vatandaşları tehdit eden, iş yerlerine ve evlerine saldıran suç ağlarına dikkati çekti.
Çiftçi, bunun en somut ve kabul edilemez örneğinin Brüksel Hanımeli Pastanelerinin sahibi Oğuz Arkaya olduğunu söyledi. Arkaya'nın Haziran 2026'da Daltonlar Çetesi tarafından önce tehdit edildiğini, ardından evine bombalı saldırı düzenlendiğini hatırlatan Çiftçi, bu tehditlerin Başkonsolosluğumuzda görevli bir diplomatımızın yakınlarına kadar uzanmasının meselenin vahametini ortaya koyduğunu ifade etti. Bir vatandaşın kapısına konan bombanın devletin kapısına konmuş sayılacağını belirten Çiftçi, suç ağlarının yöneticisi yahut mensubu olan ve kendileri için özel önem taşıyan 5 şahsın Belçika'da bulunduğunu değerlendirdiklerini aktardı. Çiftçi, Interpol birimleri ve kolluk kanalları vasıtasıyla Adalet Bakanlığıyla eş güdüm içinde bu kişilerin Türkiye'ye iadesini talep ettiklerini bildirdi.
Çiftçi, bu kararlılığın en somut göstergesinin Emniyet Genel Müdürlüğü ile Belçika Federal Polisi arasında imzalanan 2027-2028 Yılları Ortak Eylem Planı olduğunu ifade etti. Planla terörizm, organize suçlar, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti başta olmak üzere sınır aşan suçlarla mücadelede iş birliğinin güçlendirileceğini belirten Çiftçi, karşılıklı uzman toplantıları ve ortak eğitim faaliyetleriyle bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılacağını, iki ülkenin güvenlik birimleri arasındaki mesleki temasların daha ileri taşınacağını açıkladı.
Çiftçi, Ortak Eylem Planı'nın bir protokolün adı değil, iki devletin suça karşı verdiği ortak sözün adı olduğunu aktardı. Mevkidaşlarının ortaya koyduğu iradenin ümit verici olduğunu söyleyen Çiftçi, Belçikalı mevkidaşı Bernard Quintin'in suç ağlarının giderek daha uluslararası bir nitelik kazandığına ve polis teşkilatları arasındaki koordinasyonun daha hızlı bilgi paylaşımı, uzmanlık alışverişi ve ortak eğitimlerle güçlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini belirtti. Çiftçi, Belçikalı mevkidaşı Annelies Verlinden'in de organize suçun sınır tanımadığını vurguladığını ifade etti.









