IPPR, İngiltere-AB ilişkilerinin geleceği üzerine yayımladığı raporda, Rusya'nın artan saldırganlığı, ABD'nin öngörülemez politikaları ve Çin'in ekonomik baskıları karşısında İngiltere'nin tek başına hareket etme kapasitesinin sınırlı kaldığını belirtti.
Rapor, dünyanın giderek büyük ekonomik ve güvenlik blokları etrafında şekillendiğini vurgulayarak, İngiltere hükümetinin AB ile ilişkileri güçlendirmek için yalnızca ticaret ve düzenleme anlaşmalarına yetinmemesi gerektiğini savundu.
Hükümete, AB üyeliği için kamuoyu desteği oluşturmaya yönelik çalışmalar başlatma çağrısında bulunuldu.
İngiltere'nin AB ile Avrupa Savunma İttifakı oluşturması, ortak sanayi politikaları geliştirmesi ve siyasi destek sağlandığında yeni bir referandum ya da seçim programında açık bir taahhüt yoluyla üyelik için yetki alması önerildi.
IPPR İcra Direktörü Harry Quilter‑Pinner, “Hükümet, Avrupa ile ilişkileri onarmada önemli ilerleme kaydetti, ancak bir dizi münferit anlaşma yeterli olmayacak” dedi.
Quilter‑Pinner, İngiltere'nin Avrupa ile ilişkileri açısından en iyi seçeneğin AB üyeliği olduğunu savunarak, bunun hemen yeni bir referandumun düzenlenmesi anlamına gelmediğini, ancak üyeliğe yönelik siyasi desteğin oluşturulması gerektiğini ifade etti.
IPPR Direktör Yardımcısı Laura Chappell, “Brexit hakkında konuşmayı bırakıp tamamen geleceğe odaklanmanın zamanı geldi” dedi.
IPPR ve kamuoyu araştırma kuruluşu Persuasion UK işbirliğiyle yapılan anket, katılımcıların %52'sinin İngiltere'nin AB'ye yeniden katılmasını desteklediğini, %29'unun ise buna karşı çıktığını ortaya koydu.
Kararsızlar ve oy kullanmayacağını belirtenler dışarıda bırakıldığında, AB üyeliğini destekleyenlerin oranı %64'e ulaştı.
İşçi Partisi'nden aşırı sağcı Reform UK Partisine geçmeyi düşünen seçmenlerin %54'ü AB üyeliğini desteklerken, %36'sı karşı çıktı.









