İsrail, su kıtlığı ve aşırı sıcaklıklarla bilinen Negev Çölü'nde milyonlarca balık yetiştiriyor. İlk bakışta imkânsız görünen bu üretimin arkasında, yerin onlarca metre altından çıkarılan sıcak ve tuzlu su bulunuyor. Bölgede balığın yanı sıra karides ve ekonomik değeri yüksek kırmızı bir pigment de üretiliyor.

İsrail'de çöl koşullarında balık yetiştiriciliğinin temeli 1930'lu yıllarda atıldı. Avrupa'dan getirilen sazanlar önce Akdeniz kıyısındaki sığ havuzlarda yetiştirildi. Ancak kumlu toprak suyu hızla emdiği için havuz tabanlarının özel malzemelerle kaplanması gerekti. Asıl değişim, Negev Çölü'nün derinliklerinde büyük yeraltı su kaynaklarının bulunmasıyla yaşandı. Binlerce yıldır yerin altında bulunan bu su hem sıcak hem tuzluydu; içme suyu olarak kullanılması zor olsa da bazı balık türleri için uygun koşullar sağlayabiliyordu.

Tilapya ve barramundi gibi balıklar belirli koşullarda tuzlu veya acı suya uyum sağlayabiliyor. Yeraltından doğal olarak sıcak çıkan su, balıkların yetiştirilmesi için gereken ısıtma maliyetini de azaltıyor. Böylece denizden uzak çöl arazileri balık çiftliklerine dönüştürüldü. Çiftliklerde su özel filtrelerden geçirilerek tekrar tekrar kullanılıyor; balıkların atıkları yararlı bakteriler aracılığıyla işleniyor ve su yeniden tanklara dönüyor.

Sistemin dikkat çekici yönlerinden biri de besin bakımından zengin balık havuzu suyunun hurma ve zeytin ağaçlarının sulanmasında kullanılması. Böylece aynı yapı hem balık üretimine hem de bitkilerin gelişmesine katkıda bulunuyor. Su kaynaklarının son derece sınırlı olduğu bir bölgede bu yöntem, mevcut kaynaklardan daha fazla yararlanılmasını sağlıyor.

Ülkenin güneyindeki tesislerde sıcak ve tuzlu yeraltı suyu kullanılarak karides de yetiştiriliyor. Bu tesislerin denizden uzakta olması, bazı hastalıkların üretime ulaşma riskini azaltabiliyor. Özellikle karides çiftliklerinde ciddi kayıplara yol açabilen beyaz benek hastalığı gibi enfeksiyonlara karşı kontrollü üretim ortamı avantaj sağlayabiliyor. Ancak karideslerin sağlıklı büyümesi için suyun sıcaklığının, tuzluluğunun ve kimyasal özelliklerinin sürekli denetlenmesi gerekiyor.

Negev Çölü'nde üretilen en dikkat çekici ürünlerden biri de astaksantin adı verilen kırmızı pigmenttir. Kızıldeniz kıyısındaki Eilat yakınlarında şeffaf tüplerin içinde mikroskobik algler yetiştiriliyor. Bu algler, yoğun ışık ve besin kısıtlaması gibi kontrollü stres koşullarında daha fazla astaksantin üretebiliyor; üreticiler de özel sistemlerle bu süreci yöneterek pigment elde ediyor. Astaksantin, çiftlik somonlarının yemlerinde kullanılan önemli maddelerden biri. Somonların pembe renginin oluşmasına yardımcı olan bu pigment, besin takviyeleri gibi farklı ürünlerde de değerlendiriliyor. Doğal astaksantinin üretimi zahmetli olduğu için ekonomik değeri yüksek olabiliyor.

İsrail'deki bu uygulamalar, ilk bakışta tarıma elverişsiz görünen bir bölgede bile doğru teknolojiyle üretim yapılabileceğini gösteriyor. Yeraltındaki sıcak su balık yetiştiriciliğinde kullanılırken balık atıkları bitkiler için besin kaynağına dönüşüyor; yoğun güneş ışığı ise yüksek değerli pigmentlerin üretimini destekliyor.