Türkiye'de şehirlerin üç boyutlu dijital ikizlerini oluşturmak için çalışmalar sürüyor. Bu kapsamda İstanbul'daki 3 Boyutlu Taşınmaz Yönetim Bilgi Sistemi çalışmaları da tamamlandı. Dijital ikizlerin şehir planlamasından afet yönetimine kadar pek çok alanda kullanılması hedefleniyor.
Bir şehirde yeni bir yol yapılmadan, bir bina yükselmeden ya da kentsel dönüşüm projesi hayata geçirilmeden önce olası sonuçları görmek mümkün mü? Depremde hasar gören bir köprünün ulaşımı nasıl etkileyeceği veya muhtemel selin hangi güzergahlardan ilerleyebileceği önceden hesaplanabilir mi? Şehirlerin üç boyutlu dijital ikizleri, bu sorulara yanıt arayan teknolojiler arasında yer alıyor.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, İstanbul'daki 3 Boyutlu Taşınmaz Yönetim Bilgi Sistemi çalışmalarının Haziran 2026 itibarıyla tamamlandığını ve sistemin yakın zamanda kullanıma açılmasının planlandığını duyurdu. Projenin Türkiye geneline yaygınlaştırılması için de çalışmalar sürüyor.
Peki, şehirlerin dijital ikizleri nasıl oluşturuluyor? Sistem hangi alanlarda kullanılacak? Merak edilenlere Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi'nden Prof. Dr. Zeynep Işık'la yanıt aradık.
Hava ve uydu görüntüleri, dronlar, lazer tarama sistemi dediğimiz lidarlar ve coğrafi bilgi sistemleriyle dijital ikizi oluşturuyoruz. Bu sayede statik veri dediğimiz topografyayı, arazi verisini, yapı stokunu dijital sistemlerin içerisine öncelikle entegre ediyoruz. Bunun ardından daha akışkan ve güncel verileri de sensörler aracılığıyla alarak –ki bunlar trafik, ulaşım, enerji veya su akışıyla ilgili veriler olabilir– sistemin içerisine entegre ediyoruz. Bu sayede yaşayan bir model ortaya çıkmış oluyor.

Dijital ikiz, gerçek dünyadaki bir sistemin, yapının veya şehrin dijital ortamdaki karşılığını oluşturuyor. Ancak bu teknoloji, yalnızca binaların ve yolların üç boyutlu olarak görüntülendiği bir modelden ibaret değil. Şehrin nasıl geliştiğine ve farklı koşullara nasıl tepki verebileceğine ilişkin verileri de bir araya getiriyor.
Her alanda hayatımıza giren yapay zeka da bu süreçte kullanılıyor. Gerek görüntü işleme gerekse yapı çizim modelleriyle yapay zeka entegre edilerek son derece kolay bir şekilde şehirlerin dijital ikizleri ortaya çıkarılabiliyor.
Dijital ikizlerin şehir planlamasında çok önemli bir rolü var. En önemli kullanım alanlarından biri, kentsel dönüşüm projelerini hayata geçirilmeden önce farklı senaryolarla değerlendirilebilmesi. Prof. Dr. Işık, bunun şehir planlamasına nasıl katkı sağlayacağını bir örnekle açıklıyor: “Kentsel dönüşüm projesini bir dijital ikiz üstünden bir şehre uyguladığımızda ortaya çıkabilecek olan sonuçları çok daha önceden görebilme şansı elde etmiş oluyoruz. Yani önce denemiş, sonra uygulamış oluyoruz.”
.jpg)
Dijital ikiz sisteminin aslında bir uçuş simülatörüne benzediğine dikkat çeken Prof. Dr. Işık, “Milyonların yaşadığı şehirlerde dijital ikiz modelleri üstünden proje kararlarının sonuçlarının neler olabileceğini, hangi ulaşım kanallarının nasıl etkileneceğini, herhangi bir afet durumunda ne gibi kararlarla karşı karşıya kalacağımızı anlayabiliyoruz” diyor.
Deprem ve sel senaryoları test edilebilecek. Dijital ikizlerin bir diğer önemli kullanım alanı da afet yönetiminde yer alıyor. Bu sayede olası hasar ve etkiler önceden hesaplanarak müdahale planları geliştirilebiliyor.










