West Village'da saklı kalan bir konumda yaşayan oyuncu Julianne Moore, diğer Hollywood meslektaşlarından farklı bir yaşam sürmüyor. Film yönetmeni olan eşi Bart Freundlich ile birlikte iki yatak odalı bir dubleks dairede ikamet eden ünlü oyuncunun evi, aynı zamanda Louise Bourgeois, Nan Goldin, David Armstrong ve Robin Rice'ın eserlerine ev sahipliği yapıyor.

Architectural Digest dergisinin kasım ayı sayısı için verdiği röportajda Moore, zevkinin değişip gelişse de tutarlı kaldığını belirterek modernizmi çok sevdiğini ifade etti. Dairesinin savaş öncesi dönemden kalma bir yapı olduğunu ve bu durumun göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Moore, alanın ne çok küçük ne de çok büyük olduğunu, bu sebeple malzeme ve tercihlerin daha da büyük bir önem kazandığını dile getirdi.

West Village'daki ev, 1920'lerde çoğunluğu stüdyo veya tek yatak odalı dairelerden oluşan bir konut oteli olarak inşa edildi. Moore, bu yapı sayesinde binada çok çeşitli bir insan topluluğunun yaşadığını, küçük dairelerde kalan çok sayıda genç ile yıllardır burada bulunan yaşlı insanların bir arada olduğunu ve buranın son derece sıra dışı bir atmosfere sahip olduğunu belirtti.

Julianne Moore, West Village'daki evinde sanat eserlerine yer verdi

Evi, aynı zamanda kayınbiraderi olan mimari tasarımcı Oliver Freundlich tarafından yenilenen oyuncu, bu sayede sanat koleksiyonu için uygun bir alan yarattı. Oturma odasında Louise Bourgeois'nın 2007 tarihli kağıt üzerine çalışması olan My Secret Life ile Nan Goldin'in 1994 tarihli New York skyline from bridge adlı eseri yer alıyor. Şömine rafında ise Rogan Gregory, Nancy Pearce ve Lisa Eisner'ın bronz parçaları ile bir Tiffany & Co. kasesi ve kutusu bulunuyor.

Ana yatak odasında, eşi Freundlich tarafından çekilmiş bir ay fotoğrafı yer alıyor. Evin diğer bölümlerinde ise Isabel Rower'ın seramik bir parçasının üzerinde asılı duran, Robin Rice'ın çektiği çıplak bisikletli insan fotoğrafı dikkat çekiyor. Ayrıca David Armstrong'un bir ağaç fotoğrafı ile duvarların çoğunu kaplayan Thomas Struth'a ait büyük çerçeveli bir fotoğraf da sergilenen eserler arasında bulunuyor.

Evinin kendisine çok huzurlu hissettirdiğini söyleyen Julianne Moore, geçmişin, zamanın ve kendilerinden önce burada yaşamış olan herkesin hissini arzuladığını belirterek sadece geçip gittiklerini ve New York şehrinin büyüsünün de bu olduğunu ifade etti.