Meme kanseri konusunda toplumda doğru bilinen yanlışlar, kadınların rutin kontrollerini ertelemesine ve memedeki ciddi değişiklikleri göz ardı etmesine sebep olabiliyor. Özellikle aile öyküsünün olmaması, kitlenin ağrısız olması ya da biyopsinin kanseri yaydığı düşüncesi gibi mitler, erken teşhisin önündeki en büyük engeller arasında yer alıyor. Prof. Dr. Bülent Çitgez, erken tanının hayati önem taşıdığı meme kanseri sürecinde yanlış bilinen 10 gerçeği detaylandırıyor.
Toplumdaki en yaygın yanlışların başında, ailede kanser öyküsü yoksa kişide de olmayacağı düşüncesi geliyor. Oysa meme kanseri vakalarının tamamı kalıtsal değildir. Ayrıca ağrısız kitlelerin önemsenmemesi veya radyasyon korkusuyla mamografiden kaçınılması da kritik hatalardır. Mamografideki radyasyon dozu oldukça düşük olup güvenli kabul edilir.
Kişinin kendi kendine yaptığı muayene, profesyonel tarama yöntemlerinin yerini tutmaz; ikisi birbirini tamamlayan süreçlerdir. Biyopsinin kanseri vücuda yaydığı iddiası bilimsel bir temele dayanmazken, genç yaşta kanser görülmeyeceği veya emzirme döneminde değişikliklerin normal olduğu düşünceleri de tanıyı geciktirebilmektedir.
Memede fark edilen her kitlenin kanser olmadığını ancak sadece muayene ile iyi ya da kötü huylu ayrımı yapılamayacağını vurgulayan uzmanlar, cerrahi korkusuyla hekime başvurmanın geciktirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Güncel cerrahi yöntemlerle memenin tamamının alınmasına gerek kalmadan da tedavi süreçleri yürütülebilmektedir.








