Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 22 Ekim'de, Fed ise 28 Ekim'de faiz kararını açıklayacak. İki toplantı genellikle ayrı ayrı değerlendiriliyor. Oysa bu kez iki merkez bankasının ters yönde adım atma ihtimali yüksek ve bu durumun lira üzerindeki etkisi yeterince tartışılmıyor.

Türkiye tarafında eylül enflasyonu aylık %1,84 ile %2,18 olan beklentinin altında kaldı. Yıllık enflasyon %29,73'e gerileyerek %30'un altına indi. Bu veri, ocaktan bu yana %37'de sabit tutulan politika faizinde indirim beklentisini güçlendirdi.

ABD'de ise eğilim sıkılaşma yönünde seyrediyor. Fed eylülde üç yıl sonra ilk kez faiz artırarak politika aralığını %3,75 ile %4,00 seviyesine çekti. Eylülde yıllık enflasyon %3,7'ye yükseldi ve bu artışta İran savaşı ile Hürmüz Boğazı'ndaki sorunların yükselttiği enerji fiyatları etkili oldu. Fed Başkanı Kevin Warsh geçen hafta ekim kararına ilişkin yönlendirme yapmayacağını söyledi. Piyasalar ekimde artış ihtimalini %20'nin altında fiyatlarken aralıkta 25 baz puanlık artış ihtimalini yüksek görüyor.

Bu iki gelişme birlikte ele alındığında faiz farkı öne çıkıyor. 2023'ten bu yana liraya destek veren temel unsur yüksek reel faiz ve buna bağlı carry trade girişleri oldu. Yabancı yatırımcılar düşük faizle dolar cinsinden borçlanıp lira varlıklara yöneldi. Fed faizinin üst bandına göre hesaplanan nominal fark yaz aylarında 33 puanın biraz üzerindeydi. TCMB ekimde indirime gider, Fed de aralıkta artırırsa bu fark yıl sonunda 32 puanın altına inebilir. Nominal olarak hala yüksek bir seviye olsa da yatırımcı kararlarında farkın seviyesi kadar yönü de belirleyici oluyor.

Reel faizde de benzer bir daralma söz konusu bulunuyor. %36'lık politika faizi, %29,73'lük yıllık enflasyona göre yaklaşık 6 puanlık faiz-enflasyon farkına karşılık geliyor. Aynı dönemde ABD tahvil getirileri son 24 yılın en yüksek seviyelerine yakın seyrediyor. Bu durum gelişmekte olan piyasalara yönelik varlık akımlarının göreli cazibesini azaltıyor.

Bunun lirada ani bir değer kaybına yol açması beklenmiyor. TCMB mart ayının ilk haftasında 8 milyar dolardan fazla döviz satarak kurdaki sert hareketleri sınırlamaya yönelik müdahalede bulunmuştu. Daha olası risk, yabancı girişlerin kademeli olarak yavaşlaması ve akabinde bunun Merkez Bankası'nı indirim temposunu beklenenden önce düşürmeye zorlaması olarak öne çıkıyor.

22 Ekim'de 100 baz puanlık indirim büyük ölçüde fiyatlanmış durumda bulunuyor. Bu nedenle piyasa açısından belirleyici olan indirimin kendisinden çok, TCMB'nin aralık toplantısına dair vereceği mesaj olacak. Karar metninde Fed'in faiz artırımları ve yüksek enerji fiyatları enflasyon görünümü için risk olarak öne çıkarılırsa, bu durum aralıkta daha sınırlı bir indirim ya da faizin sabit tutulması ihtimaline işaret edecek.

Sonuç olarak önümüzdeki iki toplantı, Türkiye ile ABD arasındaki faiz farkının hangi hızla daralacağına dair önemli ipuçları verecek. Liranın seyrini de bu farkın seviyesinden çok daralma hızı belirleyecek.