Kaşmir gibi bazı malzemeler uzun süredir bir koku notası olarak kullanılıyor ancak pamuk, keten veya ipek gibi kumaşlar nasıl kokuyor?
SoHo'daki bir cumartesi sabahına naylon Prada omuz çantasının içine kadar sokularak başlamak garip bir yol. Manhattan mağazasındaki hiç kimsenin bunu fark etmemesini umarak çantanın içine hafifçe kokladıktan sonra bileğimi kokluyorum. Daha önce Prada Beauty'nin en yeni kokusu Nylon Noir'ı sıkmışım. Buruna çarptığında keskin olan bu koku, naylonun kendi sürtünmesinden çıkan sesi bana hatırlatıyor.
Tülün, satenin ve yünümün neye benzediğini hepimiz biliyoruz ama nasıl kokuyorlar? En son parfümler tam olarak bunu araştırıyor. Bunlar, The House of Creed'in Kral 3. George için ilk Royal English Leather'ı ürettiği 1781 yılından beri yapılan deri kokuları değil. Bunun yerine, bir moda evinin atölyesinin kapılarını açıp malzemeleri deneyimlemeyi düşünün. Kendi adını taşıyan şirketinin lavanta, süsen ve misk notaları içeren en yeni parfümü hakkında Andrea Maack, Indigo kot kumaşından ilham alıyor diyor. Bu koku, neredeyse çok dar olan favori vintage Gloria Vanderbilt kot pantolonumu giymenin hissettirdiği gibi kokuyor.
Bu yeni parfümleri test ederken kıyafetimle eşleşenlere yöneldiğimi fark ediyorum. Bel kısmı oturtulmuş 1950'ler tarzı zarif bir elbise, New Look'un keskin açılarından etkilenen bir Dior kokusu gerektirirken Amerikan Bale Tiyatrosu matinesi için giyilen dar bir kılıf elbise ve tüylü terlikler beni Yves Saint Laurent'ın sevdiği zengin kadifeden ilham alan YSL Beauty'nin Velours adlı kokusuna yöneltiyor. Dries Van Noten'ın Soie Malaquais yani Malaquais İpeği isimli sınırlı sayıdaki porselen şişesi de askılı bir elbşeyle dışarıda geçirilecek bir gece için yeterince baştan çıkarıcı. Eve döndüğümde banyo ve yatak rutinim bile kumaşlardan ilham alıyor. Guerlain markasının Eau de Coton adlı kokusu, pijamalarımda ve çarşaflarımda aynı derecede rahatlık sunan badem ile portakal çiçeğinin yumuşak bir karışımı.

