Elektrik maliyetlerinin artması ve yetersiz ışık alan mekanlar için alternatif çözümler arayan hane halkları, basit malzemelerle hazırlanan aydınlatma yöntemlerine yöneliyor. İlk olarak Brezilya'da geliştirilen ve “Moser lambası” olarak adlandırılan sistem, herhangi bir elektrik bağlantısı, güneş paneli veya pil olmadan gün ışığından yararlanılmasını sağlıyor.
2000'li yılların başında Brezilya'nın Uberaba kentinde yaşanan elektrik kesintileri sırasında tamirci Alfredo Moser tarafından tasarlanan bu yöntem, su dolu şeffaf bir PET şişenin ışığı yayma özelliğini fark eden Moser'ın, bu konsepti bir aydınlatma aracına dönüştürmesiyle ortaya çıktı.
2011 yılında MyShelter Foundation bünyesindeki “Liter of Light” projesi kapsamında küresel boyuta taşınan sistem, ilk olarak Filipinler'deki yoksul mahallelerde ve elektrik erişimi kısıtlı bölgelerde kitlesel olarak uygulanmaya başlandı. UNESCO'nun desteğiyle Hindistan, Kenya, Kolombiya ve Bangladeş dahil 30'dan fazla ülkeye yayıldı.
Moser lambasının çalışma prensibi temel fizik kurallarına dayanıyor. Çatıya monte edilen şeffaf PET şişenin üst kısmı güneş ışığını topluyor; şişenin içindeki su, ışığı kırarak 360 derecelik bir açıyla içeriye dağıtıyor. Bu süreç, gündüz saatlerinde yaklaşık 40 ila 60 watt gücündeki geleneksel bir ampulün sağladığına eş değer bir aydınlatma sunuyor.
Sistemin uygulanması için içi temiz suyla dolu PET şişe, çatıda açılan uygun boyuttaki deliğe yerleştiriliyor. Sıvı sızıntılarını ve çatı hasarlarını önlemek amacıyla şişenin etrafı su geçirmez macun veya reçine ile izole ediliyor. Özellikle kiremitli veya yalıtımlı çatılarda yapısal güvenliğin korunması için montaj öncesinde teknik danışmanlık alınması öneriliyor.
Moser lambası yalnızca güneş ışığının bulunduğu saatlerde işlev gösterdiği için mevcut elektrikli aydınlatma sistemlerini tamamen kaldırmak yerine gündüz kullanımı için tamamlayıcı bir çözüm niteliği taşıyor.







