Ay'da astronotları radyasyondan, mikrometeoritlerden ve aşırı sıcaklık değişimlerinden koruyacak doğal sığınaklar var mı? NASA'nın yeni projesi, bu sorunun yanıtını Marius Tepeleri'ndeki bir çukurun altında arayacak.
Ay'ın Dünya'ya bakan yüzünde bulunan gizemli bir çukurun büyük bir yer altı lav tüpüne açılıp açılmadığı henüz bilinmiyor. Gezegen Bilimleri Enstitüsü liderliğindeki Marius Ay Çukuru Araştırması için Jeofizik Enstrümanları Projesi, çukurun yapısını ve derinliklerini incelemek üzere geliştiriliyor. Ekip, yer altını araştırmak için yer radarları, sismik sensörler, gravimetre ve kameralar kullanacak.
Atmosferi bulunmayan Ay'ın yüzeyi, sürekli gök cismi çarpmalarının oluşturduğu kraterlerle kaplı. Ancak Marius Tepeleri'ndeki çukurun hikayesinde bölgenin volkanik geçmişi de rol oynuyor. Bilim insanları, açıklığın bir lav tüpünün tavanı çöktüğünde ya da bir gök taşı çarpması sonucunda oluşmuş olabileceğini düşünüyor.
Bölgede geçmişteki yoğun volkanik etkinlikten kalan kıvrımlı akıntı kanalları bulunuyor. Apollo görevlerinden önce bunların su akıntılarıyla oluştuğu sanılıyordu. Bugün ise açık lav kanalları veya çökmüş lav tüpleriyle şekillendikleri bilinmektedir.
Proje, Ay'ın volkanik tarihini anlamanın yanında gelecekteki insan yerleşimleri açısından da büyük önem taşımaktadır. Büyük lav tüplerinin varlığı doğrulanırsa, bu yapılar astronotların yüzeyde karşılaşacağı radyasyon, mikrometeorit bombardımanı ve sıcaklık dalgalanmalarına karşı doğal koruma sağlayabilir.
Gezegen Bilimleri Enstitüsü, ekipmanları geliştirmek için Blue Origin bünyesindeki Honeybee Robotics ile çalışıyor. Donanımların, Ticari Ay Yükleri Hizmetleri kapsamında kullanılacak iniş aracı ve gezginle uyumlu olması gerekiyor.
Proje yöneticileri ayrıca aktif kaynaklı sismik yöntemlerin Apollo döneminden bu yana ilk kez gezegen bilimi araştırmalarına yeniden kazandırılacağını belirtiyor. Bu ölçümlerden elde edilecek verilerle çukurun altındaki yapının ve Ay'ın volkanik geçmişinin daha iyi anlaşılması hedeflenmektedir.








