Nazan Bekiroğlu'nun kaleme aldığı Dicle'nin Sandalı, Timaş Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunuldu.
Roman, 10. yüzyılın Bağdat'ında ilmin, inançların ve kültürlerin iç içe geçtiği bir dünyada geçiyor. Eserde, 18 yaşındaki Süryani çevirmen Yuhanna ve Dicle Köprüsü'nde ona hayatının yönünü değiştirecek sorular soran gizemli bir gezginin yolu kesişiyor.

İlyada'yı Arapçaya kazandırmak isteyen Abbasi Prensi Umman ve Babil Kulesi'nin yıkıntıları arasında kayıp ilk dil tabletini arayan güzel Samira hikâyenin merkezinde yer alıyor. Farklı medeniyetler boyunca akmaya devam eden Dicle, kelimelerin insanlar arasında bir köprü kurup kuramayacağı sorusunu merkeze taşıyor.
Yuhanna'nın Beytü'l Hikme'yi ardında bırakmasıyla başlayan arayış, Bağdat'ın taş köprüsünden saraylarına, kütüphanelerinden çarşılarına ve Babil'in binlerce yıllık harabelerine uzanıyor. Samira'yla karşılaşması, Yuhanna'nın aradığı şeyin yönünü değiştiriyor.
Çözülmeyi bekleyen yalnızca kadim bir tablet değil; aşk da tıpkı dil gibi okunması gereken bir sır ve insanın kendini ile karşısındakini anlayabilmesinin başka bir yolu olarak öne çıkıyor. Dicle'nin Sandalı, Bağdat'ın renkli ve kaotik atmosferinden Babil Kulesi'nin gölgesine ve Endülüs medeniyetine uzanan; aşkı, inancı, dili ve insanın anlaşılma arzusunu aynı hikâyede buluşturan görkemli bir roman olarak raflardaki yerini alıyor.








