Seattle'da 1954 yılında yaşanan olay, günlük yaşamın olağan akışında ortaya çıkan alışılmadık bir durumla başladı. Sokakta yürüyen çok sayıda kadın, giydikleri naylon çorapların kısa süre içinde delindiğini ve kumaşın bazı bölgelerinde erimeye benzer hasarların oluştuğunu fark etti. Artan şikayetler, kentte hızla büyüyen bir endişeye ve paniğe dönüştü.
Olayın nedeni belirsizliğini korurken, kent sakinleri arasında havaya zehirli maddelerin karıştığı, gizli bir radyasyon sızıntısı yaşandığı veya asit yağmurlarının etkili olduğu yönünde söylentiler hızla yayıldı. İnsan sağlığına yönelik tehlike endişesi, toplumdaki korku ortamını derinleştirdi.
Bilimsel açıdan bakıldığında, naylon çorapların zarar görmesi sanayi tesislerinden atmosfere salınan kükürt bileşikleriyle ilişkilendirilebiliyordu. Nemli havada oluşan asitli parçacıklar, ince naylon liflerine temas ettiğinde benzer hasarlar meydana getirebiliyordu. 1952 yılında New York'ta ve 1984 yılında Baltimore'da yaşanan olaylarda da hava kirliliği ile çoraplardaki tahribat arasında doğrudan bir bağlantı kurulmuştu.
Ancak 1954 yılında Seattle'da kayıtlara geçen olayın merkezinde, kadınların çoraplarından ziyade otomobillerin ön camlarında beliren küçük delikler yer alıyordu. Binlerce araç sahibi, camlarının gizemli biçimde hasar gördüğünü bildirdiğinde şehir genelinde radyasyon ve nükleer serpinti iddiaları gündeme geldi. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda, camlardaki hasarların büyük bir kısmının aslında önceden mevcut olduğu, insanların ise söylentiler üzerine camlarını daha dikkatli incelemeye başladıkları anlaşıldı. Bu olay, toplumsal paniğin psikolojik etkilerini gösteren tarihe geçmiş örneklerden biri oldu.








