George Seurat, 2 Aralık 1859'da doğan Fransız ressam, iki önemli eseriyle noktacılığın temellerini atmıştır. “Bathers at Asnières” (Asnières'de Yıkananlar) ve “Afternoon on the Island of La Grande Jatte” (Grande Jatte Adasında Bir Pazar Öğleden Sonra) adlı tablolarında, Paris'in banliyösü Asnières'de Seine nehrinde yıkanan fabrika işçilerinin günlük yaşamını yansıtmıştır. Resimlerde figürlerin kıyafetleri ve arka planda tüten fabrika bacaları, dönemin Asnières'inin sosyal gerçekliğini gözler önüne serer.
Seurat, Michel‑Eugene Chevreul'un renk teorisinden ilham alarak noktacılık akımını geliştirmiştir. Chevreul, Fransa'da Goblen fabrikasında kimyager olarak görev yaparken, renklerin canlılığını etkileyen optik fenomenleri incelemiştir. Chevreul'un “Renklerin Eşzamanlı Kontrastı” teorisi, yan yana gelen renklerin birbirini etkileyip yoğunluğunu değiştirdiğini ortaya koymuştur. Bu teori, Seurat'ın resimlerinde renk noktalarını tek tek yerleştirerek izleyicinin gözünde yeni bir renk algısı yaratmasını sağlamıştır.
Seurat'ın noktacılığa geçişi, Chevreul'un bulgularının ışığında şekillenmiştir. Sarı ve mavi gibi renklerin yan yana geldiğinde turuncu gibi yeni bir renk algılandığı gözlemi, Seurat'ın tablolarında renk noktalarının birbirine karışmadan yeni bir ton oluşturmasını mümkün kılmıştır. Bu yaklaşım, Paul Signac gibi çağdaşlarıyla birlikte, 19. yüzyıl sonlarında modern sanatın gelişimine önemli katkıda bulunmuştur.







