Avustralya'nın Sidney kentindeki Homebush Körfezi'nde yer alan SS Ayrfield, hurdaya ayrıldıktan sonra paslı gövdesinden yükselen mangrovlarla yüzen bir orman görünümü kazandı. 1911 yılında inşa edilen gemi, yıllar içinde terk edilmiş bir yapıdan ziyaretçilerin ilgisini çeken sıra dışı bir manzaraya dönüştü.
İlk olarak Corrimal adıyla bir Sidney nakliye şirketi için inşa edilen SS Ayrfield, 70,1 metre uzunluğundaydı. Bir dönem kömür taşımacılığında kullanılan gemiye II. Dünya Savaşı sırasında, Kasım 1942'de Avustralya Hükümeti el koydu; gemi, Pasifik'teki ABD üslerine malzeme taşımak için kullanıldı. Aralık 1944'te satın alınan gemi, 1949'da hizmet dışı bırakıldı.
Yaklaşık 1954 yılında RW Miller and Co. şirketinin eline geçen gemi, kömür taşımacılığı için yeniden donatıldı. Sydney ile Newcastle arasındaki yaklaşık 60 millik güzergâhta çalışan geminin adı bu dönemde Ayrfield olarak değiştirildi. Ancak ticari yolculuğu uzun sürmedi; 1969 yılında sökülmek üzere satılan gemi, Homebush Körfezi'ne götürüldü.
Homebush Körfezi'ndeki söküm tesisinin kapanmasıyla SS Ayrfield'in paslı gövdesi geride kaldı. Yıllar içinde gövdenin içinde mangrov ağaçları büyüdü ve paslı metalin arasından yükselen bu ağaçlar, geminin denizin ortasında küçük bir orman gibi görünmesini sağladı. Kıyıdaki park alanlarını yöneten Sydney Olimpiyat Parkı yetkilileri de burayı bir tür yüzen orman batığı olarak tanımlıyor.
Gemideki ilk mangrovun ne zaman büyümeye başladığı bilinmiyor; kaynaklar, geminin sökülmek üzere körfeze çekildiği tarih konusunda da farklı bilgiler veriyor. SS Ayrfield'i ilginç kılan yalnızca terk edilmiş bir geminin ağaçlarla kaplanması değil. Bu görüntünün ortaya çıkmasını sağlayan, mangrovların zorlu kıyı koşullarına uyum sağlayabilen yapısıdır.
Sidney kıyılarında doğal olarak yetişen gri mangrov Avicennia marina, tohumları ana bitkiden ayrılmadan önce çimlenmeye başlayabiliyor. Meyveler düştükten sonra gelgitlerle taşınabiliyor ve uygun bir yüzeye tutunduklarında büyümeyi sürdürebiliyor. Gelgit sularının ulaştığı sığ bölgelerde kalan SS Ayrfield'in gövdesi de bu bitkiler için elverişli bir tutunma alanı oluşturdu.
Tuzlu ve oksijen bakımından yetersiz çamurlu ortamlarda yaşayabilen gri mangrovların çamurun üzerine uzanan, kalem benzeri solunum kökleri bulunuyor. Pnömatofor adı verilen bu yapılar bitkinin oksijen almasına yardımcı olurken yapraklarındaki özel bezler fazla tuzun dışarı atılmasını sağlıyor. Yeni Güney Galler bölgesinde bu ağaçlar genellikle 3 ila 10 metreye kadar uzayabiliyor.
Homebush Körfezi'nin çevresi ise geçmişte Avustralya'nın en önemli çevre kirliliği sorunlarından biriyle anıldı. Körfezin karşı kıyısındaki Rhodes Yarımadası, Avustralya kimya endüstrisinin erken dönem merkezlerinden biriydi. 1928'den itibaren bölgede faaliyet gösteren fabrikalarda boya, çözücü ve böcek ilacı üretildi; Timbrol ve Union Carbide gibi şirketlerin faaliyetleri sonucunda dioksin içeren atıklar ortaya çıktı. Bu atıkların bir bölümü körfezin çamurlu kıyılarına ve tabanına ulaştı.
Balık ve kabuklu deniz ürünlerinde yüksek dioksin seviyeleri tespit edilmesi üzerine körfezde ticari balıkçılık 2006'da yasaklandı. Sydney Olimpiyat Oyunları öncesinde bölgenin temizlenmesi gündeme geldi ve olimpiyat alanının planlanması, yıllardır biriken çevre sorunlarının ele alınması için bir fırsat yarattı. SS Ayrfield'in paslı gövdesi ise bugün Homebush Körfezi'nde mangrovların yeşerttiği sıra dışı bir görüntü olarak varlığını sürdürüyor.








