Ökselerin Yöresinde adlı kitabı yayınlandığında Sanat Olayı dergisinin sorularını yanıtlayan Şükran Kurdakul, “İnsansal öğelere yaklaşımımda şiirin kendine has zorluklarını, yoğunlaştırma ile çarpıcılıkla vermeye çalışıyorum” diyor.Ökselerin Yöresinde" adlı son şiir kitabınız  yeni yayınlandı. Bu kitabınızı, diğer kitaplarınızdan ayıran özellik nedir?- Bu kitaptaki şiirlerde duyumsatma amacı daha da belirginleşti. Öyle sanıyorum ki, dönemden gelen sıkıntılı duyarlıkları özümsedikçe, onları verişte yeni tamlamalar kendiliğinden çıktı ortaya. Şimdi insansal öğelere yaklaşımımda şiirin kendine has zorluklarını, yoğunlaştırma ile çarpıcılıkla vermeye çalışıyorum. Bu da ister istemez yeni yapı gereklerine neden oluyor.Ne gibi?- Diyelim ki, iki komşu dörtlük arasındaki ses ve uyak, özellikle dizeler içinde sözcüklerin anlam işlevinin yanı sıra uyum işlevlerini göz önünde tutmak. Tamlamalarda özgünlük aramak gibi…Yeni şiir çalışmalarınız var mı?- Geçen yıl kimi örneklerini dergilerde yayımladığım “Ölümsüzlerle” adlı  kitabı yeni yılın başında çıkaracağımı umuyorum. Bu şiirler Hamlet, Othello, Robenson, Romeo - Juliet, Carmen, Meryemce gibi ünlü roman ve oyun kişilerinin bana yansıyan özelliklerinden kaynaklanıyor.Genç şairler hakkında neler düşünüyorsunuz?- Kendilerini 70'li yilların ozanları diye tanıtanlar arasında toplumcu gerçekçi akıma bağlı olanlar çoğunluktadır. Böyle olduğu için değil, gerçekten değişik bir şiir yaratabildikleri için ayırdığım, sevdiğim birkaç şair var. Bizim özellikle şiirde tarihsel birikimimiz söz konusu olduğu için, şiire aykırı toplumsal koşulların üstesinden gelinebileceğine inanıyorum. Yayınladığı kitaplarla güven veren bu kuşağın şairlerini “Şairler ve Yazarlar Sözlüğü"nün yeni basımına alırken edebiyatımız  adına da sevinç duydum.Bir de tiyatro çalışmalarınız var. Bu fikir nereden geldi?- Şöyle; genç tiyatro yönetmeni Zafer Diper, benim neredeyse yirmi yıllık okurum olmasının yarattığı hevesle öykü ve şiirlerimden yola çıkarak bir özgün metin oluşturdu. Oluşum evresinde benim üzerinde durduğum 1919 - 1960 dönemi sergilenirken, tarihsel olana yaklaşımdı. Zafer oyunda benim yakın tarihimize bakışımı özümsemiştir. Öyle sanıyorum ki Nadir'in ezgileriyle oyunun gerilim havası değişik duyarlılıklara dönüşecektir.(İmzasız / Sanat Olayı / Sayı 31 / Aralık 1984)