Sydney Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü ve The British Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan çalışmada, depresyon öyküsü bulunan 11 bin 380 yetişkinin verileri incelendi. Katılımcıların 2 bin 604'ünde (%23) akşam saatlerinde aktif olma, sabahları şiddetli yorgunluk, uyku saatlerinin gecikmesi, mevsimsel ruh hali değişimleri ve depresif dönemlerde aşırı uyuma gibi biyolojik ritimle ilişkili belirtiler saptandı. Araştırma, bu kişilerin depresyona daha erken yaşta (ortalama 18,7 yaş) yakalandıklarını ve psikolojik sıkıntı düzeylerinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Araştırma bulguları, sirkadiyen özellikler taşıyan gruptaki bireylerin yaygın kullanılan bazı antidepresanlardan (SSRI ve SNRI) daha az yarar gördüklerini bildirdiklerini gösterdi. Ancak uzmanlar, çalışmanın gözlemsel nitelikte olduğunu ve biyolojik saat düzensizliğinin depresyona mı yol açtığı yoksa depresyonun bir sonucu mu olduğu yönünde kesin bir neden‑sonuç ilişkisi sunmadığını vurguluyor. Araştırmacılar, uyku saatlerinin, gün ışığı maruziyetinin ve biyolojik ritim düzenlemelerinin depresyon tedavisinde destekleyici birer unsur olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.







