Almanya’da Almanca edebiyatın yaşayan en büyük ustalarından biri kabul edilirken kendi ülkesi Avusturya’da bir baş belası olarak görülen Thomas Bernhard’ın sarsıcı romanı, yayımlandığı dönemde büyük bir edebiyat skandalına kapı aralamıştı.

Savaş sonrası Avusturyası’nın etkili kültür editörlerinden Hans Haider’e 8 Ağustos 1984’te ulaşan zarfta, Suhrkamp Yayınevi tarafından gönderilen ve henüz dağıtıma girmeyen yeni bir roman yer alıyordu: "Holzfällen, Eine Erregung" yani "Odun Kesmek, Bir Tahrik". Dönemin en nitelikli gazetelerinden Die Presse’nin hafta sonu eki Literaricum’u yöneten 38 yaşındaki Haider, Bernhard gibi uzlaşmaz ve toplumun köklerine saldıran ayrıksı bir yazarın metinlerini ilk değerlendiren eleştirmenlerin başında geliyordu.

Bernhard’ın 320 sayfalık yeni eserini soluk soluğa okuyan Haider, alıştığı anlatının çok dışında bir metinle karşılaşmıştı. Kitap, kısa süre önce intihar eden dansçı Joana Thul’un cenaze töreninin ardından bir akşam yemeğinde bir araya gelen Viyana kültür sosyetesini hedef alıyor; karakterleri sülük, asalak, yamyam ve dalkavuk gibi ağır ifadelerle eleştiriyordu. Romandaki figürlerin neredeyse tamamı, sanat çevrelerinin yakından tanıdığı gerçek kişilerdi.

Baştan sona kesintisiz iç konuşmalarla akan ve bir kıyma makinesini andıran bu sert romanda, kıyımdan kurtulabilen tek karakter gerçek hayatta Haziran 1976’da yaşamına son veren dansçı Joana Thul’du. Bernhard daha önce de gerçek kişileri edebiyat malzemesi yapmış ancak onları bu denli insafsızca hedef almamıştı. Öfkeli yazar, bu kez yaşayan insanları doğrudan romanına taşıyarak Viyana’nın kibirli ve ikiyüzlü kültür sosyetesini adeta darağacına göndermişti.

Hans Haider’i asıl şaşırtan detay ise romanda "Auersberger" adıyla yer alan besteci Gerhard Lampersberg ile eşi Maja’nın hedef alınmasıydı. Oysa Lampersberg çifti, geçmişte Thomas Bernhard’ın hamiliğini üstlenmiş, Karintiya'daki tarihi Tonhof malikanesini genç sanatçılar için özgür bir komüne çevirerek yazarın hayatta tutunmasını sağlamıştı. Bernhard ise bu vefa borcuna karşılık, kendisine el uzatan bu çifti romanında sert bir dille itibarsızlaştırmıştı.

Frankfurt’tan gelen bu tanıtım nüshası, soyut bir edebiyat tartışmasından ziyade Almanca konuşan ülkelerin kamuoyunu aylarca meşgul edecek büyük bir hukuk mücadelesine ve toplumsal yüzleşmeye dönüştü. Edebi sınırları zorlayan bu cesur hesaplaşma, 20. yüzyıl edebiyatında kalıcı izler bıraktı.