Türk güvenlik kaynakları, PKK'nın Irak'taki dört kamptan çekildiğini teyit ederek, ileriki aşamada geri dönecek PKK'lıların topluma entegrasyonunun sağlanmasının hedeflendiğini duyurdu.

Kaynaklar, PKK/KCK'nın Irak'ın kuzeyindeki dört barınma alanını boşalttığını bildirdi. Metina'nın Baze bölgesinde bulunan Hebat, Yajk, Sabri ve Sason barınma alanlarının 8 Ekim'de terk edildiği kaydedildi.

Bu adım, “bölgedeki istikrarın sağlanması ve Türk-Kürt kardeşliğinin güçlendirilmesi amacıyla” başlatılan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kapsamında, “Türkiye'nin güvenliği açısından çatışma riski bulunan barınma alanlarının boşaltılmasına yönelik sürdürülen çalışmalar” dahilinde gerçekleştirildi.

Ağustos ayında yürürlüğe sokulan ve kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanunu, PKK ve bağlantılı oluşumların fiili varlığına son verdiğini, kontrolü altındaki her türlü silah ve mühimmatın teslim edildiğini, güvenlik kurumlarının tespit ve Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesini öngörüyor.

Güvenlik kaynakları, PKK'nın Irak'taki dört barınma alanını boşaltmasını “sürecin kararlılıkla devam ettiğinin bir göstergesi” olarak nitelendirerek, “PKK/KCK'nın tüm alanlardaki faaliyetlerinin sonlandırılması akabinde sürecin ilerleyen aşamalarında; yasadan yararlanarak ülkemize geri dönecek örgüt mensupları ile toplumsal uzlaşı sağlanacaktır. Eğitim, ekonomi gibi pek çok alanda yürütülecek bütünleşik programlarla PKK/KCK mensuplarının toplumla entegrasyonunun sağlanması hedeflenmektedir” dedi.

Feshedilen PKK adına “Hareket Yönetimi” adıyla 8 Ekim'de yapılan açıklamada, örgütün Türkiye içinde ve sınırdaki tüm güçlerini birkaç gün önce geri çektiği iddia edilerek, “Ayrıca sınırdan uzakta olsa da Türkiye devletinin bir tehdit olarak görmemesi açısından Zap'ın batısında bulunan Metina'daki 4 savaş tünelini ve mevzilerini de aynı günlerde boşalttık” denildi.

Açıklamada Ankara'ya üzerine düşen adımları atmadığı suçlaması yöneltilerek PKK lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması önünde “hiçbir engel ve gerekçenin kalmadığı” savunulmuş ve “Bu konuda gecikmeden adım atılmazsa halkımız ve Özgürlük Hareketimiz içinde sürece karşı duyulan kuşkular doğrulanmış olacak, bu da her bakımdan tutumlara yansıyacaktır” ifadesine yer verilmişti.