Türkiye, 22 Şubat 2001 krizinden bu yana resmi olarak serbest dalgalı (free float) döviz kuru rejimi uygulamaktadır. Bu rejimde merkez bankasının bir kur hedefi yoktur; döviz kuru piyasanın arz ve talebine göre belirlenir.
Uluslararası Para Fonu (IMF), döviz kuru rejimlerini dört ana kategoriye ayırır: katı sabitleme, yumuşak sabitleme, dalgalı kur ve diğer yönetilen kur rejimleri. Türkiye'nin resmi rejimi dalgalı kur rejimi olarak sınıflandırılırken, IMF'nin 2025 ve 2026 raporlarında Türkiye'nin fiili döviz kuru düzenlemesi sürünen kur benzeri (crawl‑like) rejim olarak tanımlanmıştır.
Sürünen kur benzeri rejim, döviz kuru hareketlerinin belirli bir süre boyunca istatistiksel olarak belirlenen bir eğilim etrafında dar bir bant içinde kalmasını sağlar. Bu mekanizma, kademeli sabit kur rejiminden farklı olarak, kurun belirli bir eğilim doğrultusunda hareket etmesine izin verir ancak önceden ilan edilmiş bir kademeli sabit kur mekanizmasıyla tam olarak örtüşmez.
Türkiye'de uygulanan makro ihtiyati tedbirler, kamu bankalarının döviz işlemleri, swap piyasasına yönelik politikalar ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) gibi araçlar, döviz piyasasının işleyişini ve Türk lirasının fiili kur hareketlerini etkilemiştir. Bu müdahaleler, resmi serbest dalgalı rejim ile fiili sürünen kur benzeri rejim arasındaki farkı ortaya koymaktadır.
IMF'nin 2026 Yıllık Raporu'nda Türkiye, Arnavutluk, Kosta Rika, Dominik, Gana, Guatemala, Hindistan, Kenya, Sri Lanka ve Özbekistan ile birlikte sürünen kur benzeri kur rejimi uygulayan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu sınıflandırma, kur oynaklığını sınırlama hedefi ile piyasanın ekonomik şoklara uyum sağlamasına izin verme gereği arasında bir politika ikilemi yaratmaktadır.
Türkiye örneği, resmi kur rejimi ile fiili uygulamanın ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu durum, döviz piyasasına yönelik müdahalelerin ve ekonomi politikası araçlarının kurun fiili hareketlerini nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır.








