Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması'nı 20 Ekim'de onaylaması, Doğu Akdeniz'in en önemli güçlerinden olan Mısır'da tepkiyle karşılandı. Türkiye, Mısır'ın tepkisini azaltmak ve Yunanistan ile yeni bir anlaşma yapmasını önlemek için Ankara-Trablus-Kahire arasında üçlü bir süreç başlatmayı önerdi. Ankara'nın asıl amacı Kahire ile Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması'nı imzalamak.

Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile yedi yıl önce imzalanan anlaşmayı onaylamasına en sert tepki veren dört ülke Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Mısır'dı. Mısır, Türkiye-Libya anlaşmasını egemenlik haklarının ihlali olarak nitelendirdi. Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Mısır'ın ortak görüşü ise Türkiye-Libya anlaşmasının hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı yönünde oldu. Dört ülke, provokasyon olarak nitelendirdikleri anlaşmanın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu iddia ediyor.

Türkiye ise 1982 tarihli sözleşmeyi imzalamamış, Ege Adaları'nın özellikle de Anadolu ana karasının kıyı projeksiyonunu kesen adaların, ana karalar gibi tam kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölgesi olamayacağını vurgulamıştı. Ankara, son dönemde Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve İsrail'den gelen tepkilerden daha çok Mısır'dan anlaşmaya karşı yapılan değerlendirmelere odaklandı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 23 Ekim'de İstanbul'da yapılan bölgesel dörtlü toplantı kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile yaptığı ikili görüşmede de bu konu gündeme geldi. Abdulati, Fidan ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın Türkiye-Libya anlaşmasının onaylanmasını kategorik olarak reddettiğini söyledi. Fidan da yanıt olarak Mısır'ın kaygılarını anlayışla karşıladıklarını ve bunların giderilmesi için istişarelerin süreceğini kaydetti. Fidan ayrıca Türkiye, Mısır ve Libya'nın bir araya gelerek sorunları yapıcı bir anlayışla çözebileceğini vurguladı.

Doğu Akdeniz'de 2010'lu yılların başından itibaren zengin doğalgaz kaynaklarının bulunması, kıyıdaş ülkeler arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılması için önemli bir diplomatik rekabete yol açtı. Bu yöndeki ilk adım 2003'te Mısır ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında varılan anlaşmayla atıldı. Kıbrıs Cumhuriyeti benzer bir anlaşmayı 2010'da da İsrail ile imzaladı. İsrail ile Mısır arasında anlaşma olmamasına rağmen, her iki tarafın üzerinde uzlaştığı fiili bir sınır bulunuyor.

Doğu Akdeniz'de son dönemde bulunan rezervlerin çok büyük bölümü bu üç ülkenin belirlediği alan kapsamında yer alıyor. Bölgenin karbon rezervleri açısından yeni bir merkeze dönüşmesi sonrası 2019'da Mısır, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, İtalya, Ürdün ve Filistin'in katılımıyla Doğu Akdeniz Gaz Forumu kuruldu. 2018-2020 döneminde başta Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Mısır ile ilişkileri son derece gergin olan Türkiye bu forumda yer almadı.

Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye, Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasıyla bu duruma karşılık verdi. Yunanistan ve Mısır'ın Türkiye-Libya ortaklığına yanıtı ise Ağustos 2020'de imzaladıkları anlaşma oldu. Ancak Mısır'ın o dönem imzaladığı anlaşmada Yunanistan'ın taleplerine karşı çıkması ve Türkiye'nin belirlediği deniz egemenlik alanına saygı göstermesi dikkat çekti.

Türkiye, Mısır'ın tavrını olumlu bulduğunu kaydetti ve bunu ileride iki ülke arasında olası bir deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imzalanmasını kolaylaştırıcı bir pozisyon olarak değerlendirdi. Son beş yılda Türkiye-Mısır ilişkileri önce normalleşti, ardından gelişti. Ankara zaman zaman bu konuyu dile getirse de Kahire'den beklediği yanıtı alamadı.

Libya Temsilciler Meclisi'nin 2019'daki anlaşmayı onaylamasıyla başlayan süreç, Türkiye'nin Mısır'ı ikna etmek için girişimlerini artıracağını gösteriyor. Bu yöndeki ilk somut açıklamayı Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler yaptı. Libya ile yapılan anlaşmanın hukuki ve geçerli olduğunu vurgulayan Güler, Mısır ile de benzer bir anlaşmaya hazır olduklarını kayda geçirdi.

Bakan Güler, Mısır'a tekliflerinin açık olduğunu belirterek, Mısır'ın Türkiye ile böyle bir anlaşma imzalaması halinde Yunanistan ile yapabileceği muhtemel bir anlaşmaya kıyasla yaklaşık 15 bin kilometrekare daha fazla deniz yetki alanına sahip olacağını ifade etti. Ankara'nın hedefi, Mısır ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması yaparak Doğu Akdeniz'deki deniz alanlarının doğu sınırını tescil ettirmek ve bölgedeki konumunu güçlendirmek.