İstanbul'da yaşayan bir kişi, 2020 yılında kızının eski eşine dava açtı. Davacı, kızının evli olduğu dönemde yaşadıkları ve kendi adına kayıtlı ev için 5 yıllık kira talep ederken, eski damadının evlilik sürecinde kendisinden altın ve döviz cinsinden aldığı borçların da ödenmesini istedi.

Davalı eski damat ise herhangi bir borcunun bulunmadığını, evli olduğu dönemde davacının kızıyla söz konusu evde yaşadıklarını ve aralarında kira ilişkisi olmadığını savundu. Eski kayınpederinin boşanmayı kabullenemediğini ileri sürdü.

Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, hem kira hem de diğer borç iddiası yönünden davayı reddetti. Davacı kayınpeder, istinaf başvurusunun da reddi üzerine dosyayı Yargıtaya taşıdı.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira istemi yönünden ret kararını hukuka uygun bularak onadı; iddia olunan diğer borçlar yönünden ise bozma kararı verdi.

Kayınpeder 5 yıllık ev kirası talebini Yargıtay reddetti

Dairenin kira istemine ilişkin kararında, söz konusu evin 5 yıl boyunca davacının eski damadı ile kızı tarafından kullanıldığı, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığı belirtilerek, “Mahkemece ret kararı verilmiş olması doğru görülmekle, davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.” ifadelerine yer verildi.

Döviz ve altın cinsinden açılan dava yönünden ise, davacı kayınpeder tarafından dava dosyasına, eski damat tarafından el yazısıyla yazılmış borç miktarları ile “aldım” ifadesi bulunan bir kağıdın sunulduğu belirtildi.

Kararda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca bu tür belgelerin delil sayılacağı ve tarafların hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu vurgulandı. Adi senet olarak kabul edilebilecek belgenin mahkeme tarafından değerlendirilmediği, bunun hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozma kararı verildi.