
Goriot Baba
Kitap Hakkında
Honoré de Balzac’ın Goriot Baba’sı, Paris’te bir pansiyonda kesişen hayatların romanıdır. Servetini kızlarına adamış yaşlı Goriot, zamanla bu pansiyonun en mütevazı köşesine çekilir; çevresindekilerin küçümsemesine maruz kalır. Aynı çatı altında kalan hukuk öğrencisi Eugène de Rastignac ise soylu ama yoksul geçmişinden sıyrılıp Paris’in parlak salonlarına adım atmak ister. Pansiyon, bu iki farklı yazgının yanı sıra açgözlülüğü, hırsı ve gizemleriyle unutulmaz bir topluluk barındırır.
Roman, baba sevgisinin neredeyse yıkıcı bir fedakârlığa dönüşmesini merkeze alır. Goriot’nun kızları için yaptıkları, onların bencilliği ve çevrenin hesapçılığıyla çarpışır. Öte yandan Rastignac’ın yükselme arzusu, gençlik idealleriyle Paris’in acımasız kuralları arasında sıkışır. Para, statü, görünüş ve aile bağları; karakterlerin seçimlerini belirleyen güçlü temalar olarak öne çıkar. Balzac, bireysel hırslarla toplumsal yozlaşmayı aynı aynada gösterir. İnsan ruhunun karanlık ve aydınlık yüzlerini de bu çerçevede tartışır.
Goriot Baba, Balzac’ın gerçekçi roman anlayışının güçlü bir örneği kabul edilir. Yazar, aynı kahramanları sonraki yapıtlarında yeniden sahneye çıkararak kişiler arasında bir ağ kurmuş; böylece tek tek romanların ötesinde geniş bir toplum haritası yaratmıştır. Paris’in sınıflarını, pansiyonunu, salonlarını ve para ilişkilerini ayrıntılı biçimde resmeder. Romanın etkisi, 19. yüzyıl toplumunu anlatırken bireyin tutkularını ve çelişkilerini evrensel bir dille görünür kılmasından gelir.
Yazar Hakkında
Honoré de Balzac, 1799’da Tours’da doğdu; gerçek adı Honoré Balssa’ydı. Köylü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi, babası tüccardı. Öğreniminin ardından bir avukatın yanında çalıştı; ancak edebiyata duyduğu ilgi ağır bastı. İlk denemeleri başarı getirmeyince tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı; basımcılık ve yayıncılık gibi işlerde de şansını denedi. Sonunda edebiyata dönerek kendi büyük yapıtını kurmaya koyuldu.
Balzac, gerçekçilik ve doğalcılık çizgisinin öncülerinden sayılır. Gözlem gücü, belleği ve insanların duygularını paylaşabilme yeteneğiyle karakterlerini inandırıcı kılar. Olayları mantıklı bir sıra içinde, her şeyi gören bir anlatıcıyla sunar; arka plan ile kişiler arasındaki bağları ustalıkla çözer. Aynı kahramanları farklı romanlarda buluşturarak İnsanlık Komedyası’nı kurar. Bu nedenle romanın Shakespeare’i diye anılır.
Bilgi Notları
Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır. Kitap ve yazar bilgileri kamuya açık kaynaklardan (başta Vikipedi) derlenip Sanat Türk editörlüğünde yeniden yazılmıştır.