Ankara 2 Nolu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir, “70 tane baro üyesini hâkim‑savcı yaptık” açıklamasıyla yargı içinde tartışma yarattı. Ağdemir'in sözleri, son on yılda yargıya alınan hâkim ve savcı sayısına odaklanan gözleri çekti.

Bengü Türk TV'ye konuşan Ağdemir, “Yaklaşık iki senelik çalışma dönemimizde 70 baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim‑savcı yaptık. Biz referans olduk, bakanlıklarla görüştük. Sağ olsunlar bize o anlamda da Bakanlık bir ayrıcalık tanıdı” ifadelerini kullandı.

İstanbul Barosu, açıklamayı yargıya taşıyacağını duyurdu. Ağdemir ise adaylıktan çekildiğini bildirdi.

MHP'yle yakın ilişkileri olan Ağdemir, iki yıl önceki 2 Nolu Baro seçimlerinde AKP'nin adayına karşı kazanmıştı. Açıklamaları, son yıllarda yapılan hâkim‑savcı atamalarına dikkat çekti.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un 2024'te yaptığı açıklamaya göre, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi döneminde görev yapan 16 bin 176 hâkim‑savcıdan 4 bin 6'sı ihraç edildi. O dönemde geride 12 bin 170 hâkim‑savcı kaldı.

Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) verilerine göre, 2025 yılı sonu itibarıyla yargıda toplam 26 bin 871 hâkim‑savcı görev yapıyor. Bu tablo, yargıya en az 14 bin 701 yeni hâkim‑savcının alındığını gösteriyor. Ancak emekli olanlar da düşüldüğünde yeni hâkim‑savcı sayısının daha fazla olduğu tahmin ediliyor.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından hakim‑savcı açığını kapatmak amacıyla baraj sistemine ara verilmişti. 6 Ocak 2017'de yayımlanan 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile mülakata katılabilmek için yazılı sınavdan alınması gereken 70 puan barajı kaldırıldı. Uygulama, 20 Şubat 2019'a kadar sürdü. Barajın uygulanmadığı dönemde yaklaşık 5 bin hâkim‑savcı alımı gerçekleştirildi.

O dönem alınanlardan bazıları, AKP teşkilatlarında görev yapan avukatlar olduğu iddiaları CHP tarafından gündeme getirildi. Dönemin CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, 2017'de atanan 341 hâkim‑savcının %90'ının AKP'nin il ve ilçe teşkilatlarından seçildiğini iddia etmişti.

15 Temmuz 2016'dan bugüne avukatlık yaparken yargıya geçen kişi sayısının da yaklaşık 3 bin olduğu belirtiliyor.

Türkiye'de hâkim‑savcı adayı olabilmek için önce ÖSYM'nin yaptığı merkezi sınava girmek gerekiyor. Mülakate katılabilmek için yazılı sınavdan en az 70 puan almak şartı var. Sınava ise hukuk fakültesi mezunları girebiliyor.

Adalet Bakanlığının belirlediği kontenjana girenler, aday adayı olarak mülakata alınıyor. Mülakat komisyonu, Adalet Bakanlığı bürokratlarından oluşuyor. Mülakatlar, Adalet Bakanı'nın görevlendirdiği bir bakan yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı, Ceza İşleri Genel Müdürü, Hukuk İşleri Genel Müdürü, Personel Genel Müdürü, HSK Genel Sekreteri ile Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Kurulu'ndan seçilen bir üyeden oluşan toplam yedi kişilik kurul tarafından yürütülüyor.

Hakim ve savcı adaylarının eğitimi ise Türkiye Adalet Akademisi'nde gerçekleştiriliyor. Eğitimin ardından HSK'nın düzenlediği kura töreniyle hâkim‑savcıların ataması yapılıyor.

Hakim‑savcı alımlarındaki bu zorlu süreç sebebiyle Ankara 2 Nolu Baro Başkanı'nın sözleri yargı içinde ve barolar arasında rahatsızlık yarattı.

Yargıçlar Sendikası, bu sözlerin hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı açısından ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti.

Yasaya göre hakim‑savcı yardımcılığına kabulde sınav ve mülakat koşulları uygulandığı belirtilen açıklamada, “Bu çerçevede, bir baro başkanının açıkladığı referans ve ayrıcalık ilişkisinin hangi hukuki zemine dayandığı ve adayların seçilmesinde nasıl bir rol oynadığı kamuoyuna açıklanmalıdır” çağrısı yapıldı.

Adalet Bakanlığına 12 soru yöneltilen açıklamada, sözlü sınav kurullarının yapısının gözden geçirilmesi ve sınavların kayıt altına alınması istendi. Açıklamada, yargı bağımsızlığının ancak liyakat, eşitlik ve şeffaflık ilkelerinin güvence altına alınmasıyla sağlanabileceği vurgulandı. “Yargıda güvenin temeli referans değil, liyakattir. Ayrıcalık değil, eşitliktir. Bağlılık değil, bağımsızlıktır” denildi.

DW Türkçe'yi konuşan Ankara Barosu Başkanı Elçin Özge Şimşek Çağlayan da bu açıklamaların yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından ciddi soruları beraberinde getirdiğine dikkat çekti.

Hakimlik ve savcılığın kişisel ilişkilerle, kurumsal yakınlıklarla ya da referans mekanizmalarıyla gelinen görevler olmadığını belirten Çağlayan, “Burada esas alınması gereken bir adayın mensup olduğu grup, cemaat, siyasi parti ya da kişisel aidiyetlerden ari objektif ölçütler olmalıdır” dedi.

Çağlayan, Anayasa'nın 9 ve 138'inci maddeleriyle güvence altına alınan yargı bağımsızlığının yargısal kararlarla sınırlı kalamayacağını vurgulayarak “Yargı mensuplarının mesleğe kabul süreçlerinin de her türlü ayrıcalıktan ve kayırmacılıktan uzak olması gerekir” dedi.