Gazeteci, yazar, çevirmen ve yayıncı Burhan Arpad (1910 - 1994) gerçek bir yazı emekçisiydi. Modern Alman ve Avusturya edebiyatlarından elliye yakın kitap çevirdi. Bazı çevirilerinde Ahmet Hisarlı adını kullandı. Öykü, gezi, fıkra, röportaj ve eleştiri türünde birçok yapıta imza attı. Gezi Günlüğü ile 1963'te Türk Dil Kurumu Deneme-Eleştiri-Gezi Ödülü'ne, 1985'te Almanya Federal Cumhuriyeti Birinci derece Liyakat Madalyası'na ve 1988'de Burhan Felek Hizmet Ödülü'ne layık görüldü.Hikâyeci, fıkra yazarı, gazeteci, eleştirmen, çevirmen, dergi yöneticisi Burhan Arpad bir edebiyat emekçisi. 1923 yılında Rehber-i Tahsil ilkokulunu, 1927 yılında da Ticaret Mektebi'ni bitirdikten sonra uzun yıllar Tekel'de memur olarak çalışmış. Edebiyat yaşamını şöyle anlatıyor Arpad:“1936 yılında Servetifünun-Uyanış dergisinde fıkra yazarlığı ile edebiyat yaşamına başladım. 1943 yılında Tekel'den ayrıldıktan sonra geçimimi yazarlıkla kazanmak istedim. Memleket, Vatan, Hürriyet gazetelerinde muhabirlik yaptım. ABC Kitabevi'nin kuruluşuna katıldım. Vatan'da fıkra yazarlığım 1955-1962 yıllarını kapsar. Balkanlar, Batı Avrupa ve İskandinav ülkelerine kısa geziler yaptım ve bunları ‘Tuna'dan Şimale’, 'Uçuş Günlüğü’, 'Gezi Günlüğü’ (1963 TDK Gezi Ödülü) ve 'Avusturya Günlüğü’ adı altında kitaplaştırdım.”Burhan Arpad'ın 1940 yılı Ocak ve Mayıs ayları arasında “İnanç” adlı aylık bir edebiyat dergisi denemesi var. “Resimli bir dergiydi ve dünya edebiyatını izleyen sayfalar vardı. Önce iki bin basılıyordu, sonradan tirajı üç bin oldu. Ama beşinci sayıdan sonra dergi çıkmadı” diyor.O yıllar için güzel bir girişim. Neden beşinci sayıdan sonra çıkmadı?- Hepimiz çok gençtik. Aramızda bir görüş ayrılığı ortaya çıktı. Ben dergiyi hem finanse ediyor, hem de bizzat çalışıyordum. Yürümedi.Burhan Arpad, Şehir Tiyatrosu'nun çıkardığı “Türk Tiyatrosu” dergisini muhtelif tarihlerde yönettiğini, bir de 1945-1951 yılları arasında Filarmoni Dergisi'ni yönettiğini anlatıyor.- Arpad Yayınevi'ni 1945 yılında kurdum. İlk bastığım kitap da Prof. Dr. Şerif Başoğlu'nun “Değişen Dünya” adlı kitabıdır.- Benim için çıkan tenkitlerde bana Sait Faik ile Sabahattin Ali arasında bir yer verirler. Ama ben ne Sabahattin Ali kadar gerçekçiyim, ne de Sait Faik kadar duyguluyum. Size bir öykümü de anlatayım. Sait benim ilk kitabım “Tablo"ya çok takılırdı. Her görüşte o tatlı külhani ağzıyla "Tablada balık mı satıyorsun?” der gülerdi. Bakışlarında çocukça bir pırıltıyla. O sıralarda da Sait'in 'Medar-ı Maişet Motoru’ adlı romanı haftalık kültür ve magazin dergisi 'Yeni Mecmua'da tefrika ediliyordu. Benim de aynı mecmuada 'Matine’ adlı kısacık hikâyem bir hafta önce çıkmıştı. Bir gün ben Babıali Yokuşu'nu çıkıyorum, o iniyor. Beni görünce yine gülerek yanıma yaklaştı ve elini omuzuma koyarak 'Ulan bu hikâyeyi ben yazmak isterdim’ dedi. İşte bu örnek bizim 40'lı yıllar hikâyecilerinin ne denli yan tutmaz ve içtenlikli olduğunu göstermeye yeter. Ama onların asıl ağır basan belirgin özellikleri olayları toplum açısından değerlendirmeleriydi. Sanırım kalıcı kimi şeyler de bıraktık.Burhan Arpad yaşamını kalemiyle sürdürüyor. “Şehir 9 Tablo”, “Dolayısıyla”, “Son Perde: Komik-i Şehir”, “Taşı Toprağı Altın”, “Yeditepe Olayları” ve “Direklerarası” adlı öykü kitaplarının yanı sıra “Alnımdaki Bıçak Yarası” adlı bir romanı var. Tiyatro öyküleri: “Perde Arkası”, “Operet 8 Tablo”, “Oyun 6 Tablo”. “Günü Gününe” makalelerini, “İlk Gece” de tiyatro eleştirilerini topladığı kitapları.- Erich Maria Remarque, Stefan Zweig, Thomas Mann, Dimitri Dimov'un kitaplarını çevirdim. Bunlar ortak yanları ağır basan dünya yazarlarıdır. Bunları Türk okuyucusuna ulaştırmayı bir görev bildim. Zira bu büyük ustalar anti-militaristtir ve savaş karşıtıdır.

Gazeteci, yazar, çevirmen ve yayıncı Burhan Arpad (1910 - 1994) gerçek bir yazı emekçisiydi. Modern Alman ve Avusturya edebiyatlarından elliye yakın kitap çevirdi. Bazı çevirilerinde Ahmet Hisarlı adını kullandı. Öykü, gezi, fıkra, röportaj ve eleştiri türünde birçok yapıta imza attı. Gezi Günlüğü ile 1963'te Türk Dil Kurumu Deneme-Eleştiri-Gezi Ödülü'ne, 1985'te Almanya Federal Cumhuriyeti Birinci derece Liyakat Madalyası'na ve 1988'de Burhan Felek Hizmet Ödülü'ne layık görüldü.

Hikâyeci, fıkra yazarı, gazeteci, eleştirmen, çevirmen, dergi yöneticisi Burhan Arpad bir edebiyat emekçisi. 1923 yılında Rehber-i Tahsil ilkokulunu, 1927 yılında da Ticaret Mektebi'ni bitirdikten sonra uzun yıllar Tekel'de memur olarak çalışmış. Edebiyat yaşamını şöyle anlatıyor Arpad:

“1936 yılında Servetifünun-Uyanış dergisinde fıkra yazarlığı ile edebiyat yaşamına başladım. 1943 yılında Tekel'den ayrıldıktan sonra geçimimi yazarlıkla kazanmak istedim. Memleket, Vatan, Hürriyet gazetelerinde muhabirlik yaptım. ABC Kitabevi'nin kuruluşuna katıldım. Vatan'da fıkra yazarlığım 1955-1962 yıllarını kapsar. Balkanlar, Batı Avrupa ve İskandinav ülkelerine kısa geziler yaptım ve bunları ‘Tuna'dan Şimale’, 'Uçuş Günlüğü’, 'Gezi Günlüğü’ (1963 TDK Gezi Ödülü) ve 'Avusturya Günlüğü’ adı altında kitaplaştırdım.”

Burhan Arpad'ın 1940 yılı Ocak ve Mayıs ayları arasında “İnanç” adlı aylık bir edebiyat dergisi denemesi var. “Resimli bir dergiydi ve dünya edebiyatını izleyen sayfalar vardı. Önce iki bin basılıyordu, sonradan tirajı üç bin oldu. Ama beşinci sayıdan sonra dergi çıkmadı” diyor.

O yıllar için güzel bir girişim. Neden beşinci sayıdan sonra çıkmadı?

- Hepimiz çok gençtik. Aramızda bir görüş ayrılığı ortaya çıktı. Ben dergiyi hem finanse ediyor, hem de bizzat çalışıyordum. Yürümedi.

Burhan Arpad, Şehir Tiyatrosu'nun çıkardığı “Türk Tiyatrosu” dergisini muhtelif tarihlerde yönettiğini, bir de 1945-1951 yılları arasında Filarmoni Dergisi'ni yönettiğini anlatıyor.

- Arpad Yayınevi'ni 1945 yılında kurdum. İlk bastığım kitap da Prof. Dr. Şerif Başoğlu'nun “Değişen Dünya” adlı kitabıdır.

- Benim için çıkan tenkitlerde bana Sait Faik ile Sabahattin Ali arasında bir yer verirler. Ama ben ne Sabahattin Ali kadar gerçekçiyim, ne de Sait Faik kadar duyguluyum. Size bir öykümü de anlatayım. Sait benim ilk kitabım “Tablo"ya çok takılırdı. Her görüşte o tatlı külhani ağzıyla "Tablada balık mı satıyorsun?” der gülerdi. Bakışlarında çocukça bir pırıltıyla. O sıralarda da Sait'in 'Medar-ı Maişet Motoru’ adlı romanı haftalık kültür ve magazin dergisi 'Yeni Mecmua'da tefrika ediliyordu. Benim de aynı mecmuada 'Matine’ adlı kısacık hikâyem bir hafta önce çıkmıştı. Bir gün ben Babıali Yokuşu'nu çıkıyorum, o iniyor. Beni görünce yine gülerek yanıma yaklaştı ve elini omuzuma koyarak 'Ulan bu hikâyeyi ben yazmak isterdim’ dedi. İşte bu örnek bizim 40'lı yıllar hikâyecilerinin ne denli yan tutmaz ve içtenlikli olduğunu göstermeye yeter. Ama onların asıl ağır basan belirgin özellikleri olayları toplum açısından değerlendirmeleriydi. Sanırım kalıcı kimi şeyler de bıraktık.

Burhan Arpad yaşamını kalemiyle sürdürüyor. “Şehir 9 Tablo”, “Dolayısıyla”, “Son Perde: Komik-i Şehir”, “Taşı Toprağı Altın”, “Yeditepe Olayları” ve “Direklerarası” adlı öykü kitaplarının yanı sıra “Alnımdaki Bıçak Yarası” adlı bir romanı var. Tiyatro öyküleri: “Perde Arkası”, “Operet 8 Tablo”, “Oyun 6 Tablo”. “Günü Gününe” makalelerini, “İlk Gece” de tiyatro eleştirilerini topladığı kitapları.

- Erich Maria Remarque, Stefan Zweig, Thomas Mann, Dimitri Dimov'un kitaplarını çevirdim. Bunlar ortak yanları ağır basan dünya yazarlarıdır. Bunları Türk okuyucusuna ulaştırmayı bir görev bildim. Zira bu büyük ustalar anti-militaristtir ve savaş karşıtıdır.