Gülşen Korucu, kaleme aldığı yazısında insanın iç dünyasındaki duygusal ve zihinsel dönüşümü ele alıyor. Günden güne içimizde yeşeren hislerimiz, değer yargılarımız ve biriken tecrübelerimiz, azar azar ve sezdirmeden tükenirken bizi sonsuz bir döngünün içine sürüklemektedir.

Fıskiye misali ömrümüz çeşitli girdiler, yaşantılar ve değerlerle dolarken diğer yandan bir yanımız azalır, yıpranır ya da tükenir. Bu döngüdeki ruh, meselenin esas konusudur. Asıl gaye ise onun inşasında oluşabilecek yıkıntıların tedbirini alma yeterliliğinde ve sorumluluğunda olabilmektir.