Michael Wood, 1950'li yıllardaki çocukluğunu ve savaş sonrası neslin hayatını kaleme alarak kendi yaşamını tarihsel bir bağlama oturtuyor.

Manchester'da, Ulusal Sağlık Sistemi'nin doğduğu günlerde dünyaya gelen yazar, çocukluk yıllarında şehrin merkezinde hâlâ İkinci Dünya Savaşı'ndaki Blitz saldırılarının izlerini taşıdığını belirtiyor. Ailesinin savaş deneyimleri ve ebeveynlerinin hayatta kaldıkları için duydukları minnettarlık, yazarın erken dönem dünya görüşünü şekillendiren unsurlar arasında yer alıyor.

Savaş sonrası dönemde mütevazı bir yaşam süren ailelerin beklentilerinin düşük olduğunu ifade eden Wood, çocukluk yıllarının Airfix maketleri, savaş çizgi romanları ve Kenneth More ile Alec Guinness filmleriyle geçtiğini aktarıyor. Moss Side ve Wythenshawe'da geçen okul yıllarının ardından Manchester Grammar Okulu'na ve sonrasında üniversiteye gitme fırsatı bulan yazar, kitapların dünyasıyla erken yaşlarda tanıştığını vurguluyor.

Geçmişe dönüp baktığında ailesinin alt-orta sınıfa ait olduğunu, sınıf kaygısı, tutumluluk ve otoriteye saygı gibi değerlerin zihniyetlerini biçimlendirdiğini fark eden Wood, Geoff Dyer'ın anı kitabını okumasının ardından bu düşüncelerin yeniden zihninde canlandığını belirtiyor.

1945 ila 1979 yılları arasındaki dönemin toplumsal hareketlilik, tüketim toplumuna geçiş ve eğitim imkânlarının artması açısından büyük değişimlere sahne olduğunu belirten yazar, ebeveynlerinin ve onların neslinin kendilerini ne ölçüde şekillendirdiğini bugünden bakarak değerlendiriyor.