Murat Çelik'in yeni romanı Hâlâ Birinin Özür Dilemesini Bekliyorum, girişinde epigraf olarak yer alan Bilge Karasu'nun cümleleriyle nasıl bir metinle karşılaşılacağını önceden haber veriyor. Roma'nda kronolojik bir anlatı yerine, parçalardan oluşan ve bir öncelik-sonralık sırasına uymayan bir yapı tercih ediliyor.

Otuzlarında olduğu tahmin edilen anlatıcı-kahramanın hayatından anların aktarıldığı bu parçalar; bazen gözlemleri, bazen yaşananları ve hissedilenleri, bazen de geçmişe ve şimdinin az öncesine yönelik seslenişleri içeriyor.

Murat Çelik'in yeni romanı Hâlâ Birinin Özür Dilemesini Bekliyorum okurla buluştu

Anlatıcının ölmüş kardeşiyle ilgili hatıraları, hastalığı ve ölümünden birçok parçada söz edilmesi metni bir yas romanı olarak değerlendirmeyi mümkün kılıyor. Ancakromandaki yas; kardeş kaybının yanı sıra yaşayanlar veya yaşamasızlar için tutulan diğer yasları da kapsayan geniş bir çerçevede ele alınıyor.

Murat Çelik'in yeni romanı Hâlâ Birinin Özür Dilemesini Bekliyorum okurla buluştu

Ölen kardeşin anlatıcı için büyük bir keder ve travma nedeni olduğu anlaşılsa da, romanın ana gövdesi yalnızca bu hatıralardan oluşmuyor. İş hayatı, hevesler, sevgililer ve çocukluktan kalan pek çok parça metinde yer alıyor. Anlatıcının ve ailesinin depremden sağ çıktığının öğrenildiği romanda, suçluluk duyguları, utançlar ve sevinçler de dile getiriliyor.

Murat Çelik'in roman kahramanı, okura nelerden hoşlandığını sayıp dökmek yerine sevmedikleriyle ve hoşnut olmadıklarıyla kendisini ifade etme eğilimi gösteriyor. Anlatıcının huysuz ya da gıcık olarak tanımlanmaktan ziyade, kendi sevmemleri üzerinden şekillenen benzersiz bir iç dünyası bulunuyor.