Poliklinik, laboratuvar ve müesseselerin ruhsatlandırılması sürecinde fiziki alan şartlarının yeniden değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu bağlamda, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Yönetmeliği ile Radyoloji Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında yürütülen ruhsatlandırma işlemleri, halk sağlığının korunması ve hizmet kalitesinin artırılması adına kritik öneme sahiptir.
Son düzenlemeler neticesinde uygulamaya konulan poliklinik ve müesseselerin müstakil binalarda kurulması şartı, özellikle fiziki altyapı hazırlıklarını önceden tamamlamış veya ruhsatlandırma aşamasında olan yatırımcılar açısından sahada öngörülemeyen güçlükleri beraberinde getirmiştir.
Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca, bağımsız bölümlerde sinema, tiyatro, kahvehane gibi eğlence yerleri açılabilmesi için kat maliklerinin oybirliğiyle karar verilmesi gerekmektedir. Bu hüküm, toplu yapılarda kat maliklerinin haklarını gözetmekle birlikte, sağlık hizmetlerini doğrudan kısıtlayan bir nitelik taşımamaktadır.
Geçmiş yıllardaki idari uygulamalarda, fiziki şartları ve hasta güvenliğini sağlayan bağımsız bölümlerde poliklinik ve radyoloji birimlerinin açılışına imkân tanınmış ve bu durum sektörde uzun süreli bir idari istikrar algısı oluşturmuştur.
İdari süreklilik ve güven ilkeleri çerçevesinde, gerekli standartlara sahip alanlarda hizmet veren sağlık kuruluşlarının, değişen uygulama kararları nedeniyle durumlarının yeniden değerlendirilmesi, yatırımcı güveninin korunması ve idari uygulamalarda sürekliliğin sağlanması açısından önemlidir.
İstanbul gibi büyükşehirlerde gayrimenkul yapısı, imar koşulları ve yüksek kira maliyetleri dikkate alındığında, poliklinik standartlarına uygun müstakil bina temin edilmesi son derece güçleşmektedir. Özellikle Şişli, Beşiktaş, Kadıköy gibi merkezi ilçelerde, deprem yönetmeliğine ve fiziki şartlara uygun, ekonomik açıdan sürdürülebilir kira bedellerine sahip müstakil binaların bulunması oldukça kısıtlıdır.
Önceki dönemdeki idari uygulamaları ve mevzuat esnekliğini esas alarak gayrimenkul kiralayan, satın alan veya yüksek tutarlarda dekorasyon ve medikal altyapı yatırımı yapan girişimciler, ruhsatlandırma süreçlerinin aksaması nedeniyle ciddi bir finansal yükle karşı karşıya kalmıştır. Hazır hale getirilmiş tesislerin hizmete girememesi, atıl kalan milli servet ve istihdam kaybı açısından da üzüntü vericidir.
Sağlık hizmetlerinin kalitesinden ve hasta güvenliğinden ödün verilmeksizin, orta ölçekli yatırımcıların mağduriyetlerinin giderilmesi ve sağlık hizmetine erişimin kolaylaştırılması amacıyla aşağıdaki hususların Bakanlığınızca değerlendirilmesini istirham ederiz:
- Müstakil Giriş Düzenlemesi: Müstakil bina şartı yerine, bina sakinlerini ve hasta dolaşımını rahatsız etmeyecek şekilde ‘müstakil/bağımsız girişi’ ve yeterli fiziki altyapısı bulunan bağımsız bölümlerin poliklinik ve müesseseler için yeterli sayılması.
- Kazanılmış Haklar ve Geçiş Hükümleri: Düzenleme öncesinde taşınmaz edinen, kiralama yapan, projesi onaylanan veya ruhsat başvurusu devam eden yatırımcılar için müsned hak ilkeleri gözetilerek makul bir geçiş veya muafiyet süresinin tanınması.
Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmek, hasta güvenliğini korumak ve denetlenebilir bir yapı kurmak hepimizin ortak beklentisi. Bu nedenle özel sağlık kuruluşlarının ruhsatlandırılmasında belirli standartların aranması son derece doğaldır. Ancak bu standartların sahadaki karşılığı da değerlendirilmek zorundadır. Bir düzenlemenin amacı kadar, uygulanabilirliği ve ortaya çıkardığı sonuçlar da önem taşır.









