Zihin gücüyle nesneleri hareket ettirme fikri, onlarca yıldır bilimsel araştırmalara konu olmaktadır. Ancak uzun soluklu laboratuvar deneyleri, milyonlarca deneme ve istatistiksel analizlere rağmen telekinezinin gerçekten var olduğunu kanıtlayan güvenilir bir sonuca ulaşılmamıştır.

Özellikle Princeton Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde kurulan Princeton Mühendislik Anomalileri Araştırma Laboratuvarı (PEAR) tarafından yürütülen çalışmalar, bu iddiaların bilimsel açıdan neden tartışmalı kaldığını göstermektedir. Laboratuvar, 1979 yılında mühendislik dekanı Robert Jahn tarafından hayata geçirildi ve 28 yıl boyunca rastgele olay üreteçleri üzerinde deneyler yürüttü.

Katılımcılardan, bu cihazların ürettiği sayıların normalden daha yüksek veya düşük olmasını düşünce yoluyla sağlamaları istenmiştir. Laboratuvarın açıkladığı sonuçlara göre, 12 yıllık bir dönemde 91 operatörle gerçekleştirilen 2,5 milyon denemede, rastlantısal beklentiden 15 binde bir düzeyinde sapma elde edilmiştir. Ancak bu küçük farkın gerçekten zihinsel bir etkiden kaynaklandığını göstermek için deneylerin başka araştırmacılar tarafından da tekrarlanması gerekmektedir.

2006 yılında Holger Bösch, Fiona Steinkamp ve Emil Boller, Psychological Bulletin dergisinde yayımladıkları kapsamlı bir meta‑analizde 380 farklı araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Ortaya çıkan sonuç, istatistiksel olarak anlamlı fakat son derece küçük bir etki göstermiştir. Özellikle küçük ölçekli araştırmalarda daha büyük etkiler görülmekte, sonuçlar bir deneyden diğerine önemli ölçüde değişmektedir.

Araştırmacıların gerçekleştirdiği simülasyonlar, bu tablonun yayın yanlılığıyla açıklanabileceğini göstermektedir. Olumlu sonuç veren küçük çalışmaların yayımlanması, başarısız deneylerin ise bilimsel yayınlarda yer bulamaması, gerçekte olmayan bir etkinin varmış gibi görünmesine yol açabilmektedir.

Telekinezi, parapsikolojide psikokinezi olarak da adlandırılan bir yetenektir. Filmlerde genellikle tek bir bakışla eşyaları hareket ettirmek veya kapıları çarparak kapatmak şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Mike Flanagan'ın yeni Carrie uyarlamasında da benzer sahneler görmek mümkün olacaktır. Ancak 20. yüzyılın başlarından beri Amerikan üniversitelerinde yürütülen araştırmalar, bu gösterişli olaylardan çok daha küçük istatistiksel sapmalara odaklanmaktadır.