Zeynep Rana Aktaş, Siyah Beyaz Yayınları'ndan çıkan ilk şiir kitabı Yapraklar da Bazen Ölmek İster ile söyleşi serimizin bu haftaki konuğudur.
Aktaş, 2008 yılında Isparta'da doğdu ve büyüdü. Şu anda Robert Kolej'de 12. sınıf öğrencisi olarak yatılı eğitimine devam ediyor. Yazma serüvenine, lisemin hazırlık senesinde verilen bir proje ödevi için yazdığı hikâyeyle başladı. 9. sınıfta öğretmeninin teşvikiyle okulu edebiyat dergisi Martı’ye katıldı; bu deneyim onun için ikinci bir ev oldu.
Yazma yolculuğu zamanla denemeye, ardından şiire evrildi. Kasım 2025'te yayımlanan ilk şiir kitabı, Aktaş'ın şiirle ilişkisinin dünyaya bakışını değiştirdi. Şiir, ona “işe yaramayan şeylerin de var olma hakkı” olduğunu öğretti. Okuma alışkanlığı ise tek bir yerde durmayı sevmeyen, aynı anda bir şiir kitabı, bir roman ve kendini geliştirmek amacıyla okuduğu bir kitap okumak şeklinde.
Kitabın ortaya çıkış öyküsü, başlangıçta öykü ve şiirlerden oluşan bir fikirle başladı. Şiire yaklaştıkça kendini daha anlaşılmış ve anlatabilmiş hissetti. Kitabın adı, içindeki ilk şiirden geldi ve Aktaş, isminin kitabın içinden kendiliğinden çıkmasını istedi.
Yazma süreci yaklaşık üç yıl sürdü ve bu dönemde özlem, gözyaşı ve heyecan eşlik etti. Kitap, “beni ben yapan sevinçleri, kırgınlıkları, özlemleri ve çelişkileri” dışarıya bırakmak için bir araç oldu. Aktaş, kitabı başkalarının ellerine teslim etmenin cesur, ürkütücü ve özgürleştirici olduğunu belirtti.
Kitabın yayınevi bulma sürecinde, Aktaş birçok yayıneviyle iletişime geçti ve kısa sürede olumlu dönüşler aldı. Satışa sunulacak yerler, fiyatlandırma ve yayınevinin eski basımları kararını etkiledi. Sonunda Siyah Beyaz Yayınevi ile sözleşme imzalandı. Kitap, editörün elinden geçerek kapak tasarımı bir arkadaş tarafından hazırlandı.
Kitap, aşk, yorgunluk, ölüm, çocukluk, büyümek, özlem ve özgürlük gibi konuları işleyen, her biri kişisel olan şiirlerden oluşuyor. Aktaş, “Yapraklar da Bazen Ölmek İster” adlı şiirini kitabın adını veren ve ön sözünde yer alan düşünceleri taşıyan en çok beğendiği şiir olarak tanımlıyor.
İlk kitabı yayımlamanın en büyük heyecanı, yayınevinden gelen ilk kabul e-postasını hatırlamak ve hayal ile gerçek arasındaki mesafenin aniden kapanmasıydı. En büyük zorluk ise doğru yayınevine karar vermek ve kitabıma bir okur kitlesi bulmaktı. Kitap yayımlandığında, okuyanlardan gelen olumlu yorumlar Aktaş için büyük değer taşıdı.









