Fikret Reyhan'ın 2020 yapımı Çatlak filmi, 40. İstanbul Film Festivali'nde En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve FIPRESCI ödüllerini kazanmıştı. Film, bir gün içinde yaşanan olayları, büyük ölçüde dar ve iç içe geçmiş bir mekânda anlatır. Zamanın ve mekânın bu şekilde sınırlandırılması, aile bireylerinin birbirleriyle kurdukları ilişkileri, kişisel alan sorunlarını ve özgürlük arayışlarını daha görünür kılar. Bununla birlikte yönetmen, bir söyleşisinde mekân ve zaman tercihinin bütçesel nedenlerle de ilişkili olduğunu belirtmiştir; ancak bu zorunluluk bir kısıt olmaktan çıkarak klostrofobik anlatımı güçlendiren estetik bir imkâna dönüştürülmüştür. Dolayısıyla bu tercihi yalnızca simgesel bir seçim olarak değil, filmin anlatımını doğrudan biçimlendiren bir unsur olarak da değerlendirmek gerekir.

Film, muhafazakâr bir geniş ailenin ortanca oğullarından Fatih'in yurt dışında çalışırken aldığı borcun tahsil edilmesi için alacaklısının aileyi ziyarete gelmesiyle başlar. Bu geliş, aile içinde bir süredir üzeri örtülen sorunların açığa çıkmasına neden olur. Kahramanın yolculuğu anlatılarında yabancının gelişi ya da birinin bulunduğu yeri terk etmesi, alışılmış düzenin bozulmasına ve yeni bir sürecin başlamasına yol açabilir; Çatlak'ta da dışarıdan gelen alacaklılar, ailenin kendi içinde kurduğu düzeni sorgulanır hâle getirir.

Fikret Reyhan'ın Çatlak filmi muhafazakâr bir ailenin çelişkilerini gözler önüne seriyor

Film, muhafazakâr aile yapısını ve bu yapının çelişkilerini ele alırken ekonomik ve toplumsal meselelere de değinir. Büyük marketler karşısında küçük esnafın yaşadığı sıkıntılar, göçmenlerin ucuz iş gücü olarak çalıştırılması, kentsel dönüşüm, aile apartmanı, sınıf atlama arzusu ve döviz kurundaki değişimler filmin arka planında yer alır. Böylece aile içindeki çatışmalar, yalnızca bireylerin kişisel sorunları olmaktan çıkarak daha geniş toplumsal ve ekonomik ilişkilerle bağlantılı hâle gelir.

Filmde yabancıların aile bakkalına girişiyle başlayan sahne, ilk bakışta sıradan bir misafirlik gibi görünür. Ancak ziyaretin asıl nedeninin borç tahsili olduğu anlaşılınca bu gündelik ritüelin altında yatan gerilim ortaya çıkar. Fatih, yurt dışında çalışırken ailesinin maddi sıkıntılarını gidermek amacıyla arkadaşı Ayhan'dan yüklü miktarda borç almış ve bu parayı ailesine göndermiştir. Para; Fatih'in evliliği ve evinin döşenmesi, ailenin geçimini sağlayan iki okul servisinin alınması, aile apartmanının altında bir dükkân açılması ve küçük kardeş için üst katın yapılması gibi farklı amaçlarla kullanılmış, ancak bütün bu harcamalar yapılırken borcun geri ödenmesi meselesi geri plana atılmıştır. Alacaklılar paralarını istemek üzere geldiğinde ise aile, borcu ödeyemediğini çeşitli gerekçelerle açıklamaya çalışır.

Fikret Reyhan'ın Çatlak filmi muhafazakâr bir ailenin çelişkilerini gözler önüne seriyor

Aile üyeleri, dükkânın iş yapmadığını ve okul servislerinin yeterince kazandırmadığını ileri sürer. Buna karşılık filmin farklı sahnelerinde dükkânın işlediğini, servislerin gelir getirdiğini, gelinlerin kollarındaki altın bilezikleri ve ailenin her hafta düzenlediği mangal sofralarını görürüz. Bu ayrıntılar, ailenin alacaklılara sunduğu tabloyla gerçek yaşam arasındaki çelişkiyi ortaya koyar. Üstelik alacaklılar, ödenmemiş borca rağmen Fatih'in doğacak çocuğuna altın takar. Misafirlik sırasında çatı katındaki depo için yapılan işte de alacaklılardan yardım istenir. Böylece borçlu ile alacaklı arasındaki ilişki, seyirciyi gitgide geren bir hâl alır.

Fikret Reyhan'ın Çatlak filmi muhafazakâr bir ailenin çelişkilerini gözler önüne seriyor

Alacaklıların gelişiyle birlikte, dışarıdan bakıldığında bütünlüklü ve dayanışmacı görünen aile yapısındaki çatlaklar birer birer ortaya çıkar. Aile, ortak bir yaşam sürdürmekte ve kaynaklarını paylaşmaktadır; ancak bu ortaklık, her bireyin aynı ölçüde sorumluluk üstlendiği anlamına gelmez.

Filmin en dikkat çekici simgelerinden biri, banyodan sızan sudur. Üst kattaki banyodan akan su, basit bir yamayla giderilmeye çalışılır. Ancak sorun bütünüyle çözülmez; sızıntının sonuçları alt kattaki aile bireyini de etkiler. Bu durum, aile içindeki sorunların ele alınış biçimiyle benzerlik gösterir. Aile, çatlağı onarmak yerine üzerini kapatmaya çalışır. Su sızmaya devam ettiği gibi, ailedeki sorunlar da bastırıldıkça varlığını sürdürmekte ve başka bireyleri etkilemeye başlamaktadır.