İnsanlık tarihi boyunca bulaşıcı hastalıklar, toplulukların kaderini belirleyen en büyük görünmez düşmanlardan biri olmuştur. Vücudumuzun bu mikroorganizmalara karşı verdiği doğal savunma mekanizması, asırlar boyunca tıbbın en büyük merak konularından biri olarak kalmıştır. Günümüzde aktif kazanılmış bağışıklık sağlayan biyolojik preparatlar olarak bilinen aşılar, temel olarak hastalığa yol açan mikroorganizmaların zayıflatılmış, öldürülmüş formlarını, toksinlerini veya yüzey proteinlerini içerir. Vücudun bağışıklık sistemi bu yabancı ajanı bir tehdit olarak tanır, yok eder ve gelecekte aynı tehlikeyle karşılaştığında nasıl tepki vereceğini hafızasına kazır. Bu sayede profilaktik yani doğal bir patojenden korunma amaçlı ya da kanser gibi var olan hastalıklarla savaşmak için kullanılan terapötik çözümler üretilebilmektedir.
Çin'den Osmanlı'ya ve İngiltere'ye Uzanan İlk Adımlar
Aşılama kavramının kökenleri, modern laboratuvarlardan çok uzakta, yüzyıllar öncesindeki halk uygulamalarına dayanmaktadır. Çiçek hastalığını önlemek amacıyla gerçekleştirilen inokülasyonun kayıtlara geçen ilk kullanımı 16. yüzyılda Çin'de gerçekleşmiş olup, bu uygulamanın ilk ipuçları 10. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Çiçek hastalığı, aynı zamanda tarihte aşısı üretilen ilk hastalık olma özelliğini taşır. Bu geleneksel yöntem, 1721 yılında Mary Wortley Montagu tarafından Osmanlı İmparatorluğu'ndan İngiltere'ye taşınmıştır. Yıllar sonra bu alandaki en büyük dönüm noktalarından biri Edward Jenner'ın çalışmalarıyla gerçekleşmiştir. Jenner, inek çiçeğinin insanları çiçek hastalığından koruduğunu fark etmiş ve Latince inek çiçeği anlamına gelen Variolae vaccinae terimini ortaya atmıştır. 1798 yılında yayımladığı eserinde bu başlığı kullanan Jenner, aşı tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. 1881 yılında ise Louis Pasteur, bu onuru yaşatmak adına terimin kapsamının yeni geliştirilen koruyucu aşıları da içine alacak şekilde genişletilmesini önermiştir.
Bağışıklık sisteminin işleyişi dinamik ve karmaşık bir süreçtir. Vücudun doğuştan gelen bağışıklığı on iki saat gibi kısa bir sürede devreye girerken, adaptif bağışıklığın tam olarak gelişmesi bir ila iki hafta sürebilir. Bu süre zarfında kişi hâlâ enfeksiyona açık olabilir. Antikorlar üretildikten sonra patojeni etkisiz hale getirme başarısı, üretilen antikor miktarına ve patojenin türüne göre değişiklik gösterir. Bilimsel görüş birliği, aşıların bulaşıcı hastalıklarla mücadelede son derece güvenli ve etkili olduğunu kanıtlasa da bazı sınırlamalar da mevcuttur. Genetik faktörler, yaş, sağlık ve beslenme durumu gibi nedenlerle bireylerin tahmini yüzde iki ile onu arasında değişen kesiminde yeterli bağışıklık yanıtı alınamayabilir. Özellikle yaşlı bireylerde görülen immünosenesans adı verilen süreç, bağışıklık tepkisini zayıflatabildiği için adjuvan gibi yardımcı maddelerin kullanımını gerektirebilir.
Küresel Başarılar ve Sürü Bağışıklığının Gücü
Aşılama programları, tarihin akışını değiştiren devasa başarılara imza atmıştır. İnsanlık tarihindeki en ölümcül hastalıklardan biri olan çiçek hastalığı, dünya çapında tamamen ortadan kaldırılmıştır. Çocuk felci, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, suçiçeği ve tifo gibi hastalıklar da yaygın aşılama kampanyaları sayesinde geçmişteki kadar baskın değildir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde 1958 yılında 763 binden fazla kızamık vakası görülürken, aşıların yaygınlaşmasıyla bu sayı dramatik biçimde düşmüştür. Benzer şekilde kızamık aşısının her yıl dünya genelinde bir milyon ölümü önlediği tahmin edilmektedir. Toplumun büyük bir çoğunluğunun aşılanması durumunda elde edilen sürü bağışıklığı, hastalıkların yayılma zincirini kırarak en savunmasız bireyleri bile korur. Ayrıca aşılar, antibiyotik direncinin gelişimini önlemede de kritik bir rol oynamaktadır; örneğin zatürre vakalarının azaltılması, penisline dirençli enfeksiyonların yaygınlığını büyük ölçüde düşürmüştür.
Kullanımda olan aşı türleri, bağışıklık tepkisi uyandırırken hastalık riskini en aza indirmek için farklı stratejiler izler. Zayıflatılmış aşılar, canlı fakat virülan özellikleri devre dışı bırakılmış mikroorganizmalar içerir; sarıhumma, kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve tifo bu gruba örnektir. Calmette ve Guérin tarafından geliştirilen BCG aşısı da tüberküloz bağışıklaması için kullanılan benzer bir virülan değiştirişmiş suş barındırır. Çocuklara, ergenlere ve yetişkinlere uygulanan aşılar genellikle güvenlidir ve olası yan etkiler ateş veya enjeksiyon bölgesinde hafif ağrı gibi geçici durumlardan ibarettir. Ciddi yan etkiler son derece nadirdir ve dünyanın birçok ülkesinde aşılamaya bağlı olumsuz durumlardan etki görenler için özel tazminat programları bulunmaktadır.
Geçmişte milyonlarca insanın hayatını karartan salgınlardan bugünün modern tıp laboratuvarlarına uzanan bu uzun yolculuk, aşı bilimi sayesinde insanlığın en büyük sağlık zaferlerinden biri olarak yazılmaya devam etmektedir.
Bu yazı, Vikipedi'deki Aşı maddesinden yararlanılarak derlenmiştir (CC BY-SA 4.0).




