Hölderlin'in yaşadığı dönemde ve sonrasında Antik Yunan her konunun baş cümlesi, düşünen herkesin kütüphanesi, sanatsal yaratının kaynağı sayılıyordu. Bütün Batı uygarlığı Hıristiyan dogmalardan kurtuldukça, köklerinin Atina'da olduğuna inanmıştı.
Alman sanatçı Ottmar Hörl'ün 2020 yılında şair Friedrich Hölderlin'in 250. doğum yıldönümü anısına Almanya'nın Tübingen kentinde, Neckar Nehri kıyısındaki surlara yerleştirdiği 250 altın heykelden oluşan Hölderlin adlı enstalasyonu dikkat çekiyor.
Hölderlin de herkes gibi belirli bir tarihsel rahimde, hazır bir kültürel ortamda doğduğu ve bu verili koşullarda kendini yaratma çabasına koyulduğuna göre, ona yaklaşmak için birbirine bağlı bu üç konaktan yaşamına bakmalı. Onun yaşam kumaşının belirgin dikiş yerlerini bilerek, dokusunun su yollarını ve ayrımlarını gözeterek yaklaşmak hiç de yanlış bir yöntem değil; ancak biricik yöntem de bu değil. Özne Hölderlin'se, yaratıcının yaşamıyla yapıtı arasında bağlar özellikle belirginse, şairin yaşamı şiire dahil ilkesi tam da burada işlek çalışıyor.
Adorno'nun Hölderlin şiirinin felsefe gerektiren yönüne dışarıdan felsefe sızdırmakla eleştireceği Heidegger benzeri birçok yorumcu vardı ve bunlardan biri de Adorno'nun kendisiydi. Neden bunca spekülasyon vardı şair hakkında? Pek anlaşılmayan bir yanıt vermişti çağına. Bunun nasıl bir yanıt olduğuna dair ipuçları, bakış açısı oluşumunun mayası yaşamındadır.
Şair 1770'te bir rahibin oğlu olarak o küçük kasabada doğduğu dönemde İngiltere ve Fransa'ya kıyasla epey geri bir bölgeydi Germanya. O ülkelerde büyük kentlerin burjuvazisince alt edildiği halde feodal soyluluk burada tüm ayrıcalıklarını korumaktaydı. Feodal mülkiyet ve adalet sistemine hâkim lordlar toprağın üstündeki her canlıya dair sınırsız haklara sahipti.
Hölderlin, işte böylesine yoğun zihinsel ve sanatsal yaratıcı bir zamana doğacaktı ama yaşıtları arasında en olanaksızlardandı. İki yaşındayken babasını yitirdi. Annesi, öbür kasabadan iyi bir adamla, şarap tüccarı Christian Gork ile evlendi. Üvey babayı çok sevdi ama o da çok geçmeden ölecekti, anneyle ve iki kardeşle yapayalnız kaldı.









