Zeytin Dalı programında bu hafta Müge İplikçi'nin konuğu, değerli şair, çevirmen ve akademisyen Cevat Çapan oldu. Çapan; edebiyat yolculuğunu, şiirle kurduğu derin bağı, dünya edebiyatından yaptığı çevirileri ve yaşamına iz bırakan önemli anıları izleyicilerle paylaştı.
Şiiri bir yaşam biçimi olarak tanımlayan Cevat Çapan, “Benim için şiir, yaşamak” ifadelerini kullandı. Şiirin özünde sevginin yattığını belirten Çapan, insanın dünyaya sevgi dolu bir gözle bakmasının ve yaşadıklarından beslenmesinin sanatsal üretimi şekillendirdiğini vurguladı.
Cambridge Üniversitesi'nde geçirdiği öğrencilik yıllarından bahseden Çapan, burada dünyaca ünlü şair Sylvia Plath ile aynı derste tanıştığını aktardı. Plath ve Ted Hughes'un ilişkisinin başlangıcına tanıklık ettiğini belirten Çapan, 1963 yılında Plath'ın vefatıyla büyük bir üzüntü duyduğunu dile getirdi. Sylvia Plath'ın şiirlerini çevirirken hissettiği duygusal yoğunluktan bahseden şair, çevirinin yalnızca sözcükleri aktarmak değil, yazarın kendine özgü sesini korumak olduğunu belirtti.
Shakespeare eserlerinin diline ve çeviri sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Cevat Çapan, Robert Kolej'deki eğitimi sırasında Shakespeare'in oyunlarını inceleme fırsatı bulduğunu anlattı. BBC yıllarında ve İngiltere'deki öğrencilik döneminde tiyatro ile kurduğu bağın, çevirmenlik kariyerine katkı sağladığını ifade etti.
Çocukluk döneminde annesinin Giritli olması nedeniyle Rumca ile kurduğu yakınlığa değinen Çapan, dilin bir şair için taşıdığı hayati öneme dikkat çekti. İngiltere'de eğitim görmesine rağmen şiirlerini her zaman Türkçe kaleme aldığını belirten Çapan, anadilini "dile olan aşk" ifadeleriyle tanımlayarak edebiyat dünyasındaki derin birikimini izleyicilere aktardı.









