Varlık dergisi, Kasım 2026 sayısını yayımladı. Sayının dosya konusu “Yas” olarak belirlendi ve bu konuda katkıda bulunan yazarlar Betül Dünder, Zeynep Sayın, Murat Küçük, V. Metin Bayrak, Burcu Şahin ve Gökhan Arslan oldu.
Betül Dünder, “Tekil Olandan Kolektife Kadın Öznenin Yası ve Yazını” başlıklı yazısında, yasın bireysel, mitsel ve psikolojik evrelerini (inkâr, öfke, melankoli, kabulleniş) kadın özne odağında inceliyor. Judith Butler ve Sara Ahmed'in teorilerine değinerek yasa sadece kişisel bir keder olarak değil, iktidarlara, toplumsal normlara ve baskılara karşı siyasallaşan, kamusal alanda adalet talep eden kolektif ve “direnen” bir eylem olarak yaklaşıyor. Anna Ahmatova'nın Requiem ve Gülten Akın'ın İlahiler eserlerinden yola çıkarak, kadınların kişisel yaslarını politik ve edebî bir sorumluluğa dönüştürerek kolektif hafızaya aktardıklarını vurguluyor. Kendi ebeveyn kayıpları üzerinden (Alzheimer ve kanser süreçleri) “beklenen yas” ile “belirsiz kayıp” deneyimlerini aktarıyor.
Zeynep Sayın, Murat Küçük'ün sorularını yanıtladığı söyleşide “Ölüm, Yas, İmge ve Temsiler” arasındaki ilişkiyi boşluk kavramı üzerinden tartışıyor. Ölümün temsil edilemeyen bir boşluk olduğunu, imgenin ise bu boşluğu yok etmeden görünür kılabildiğini savunuyor. Bonhoeffer, Marx, Derrida, Warburg, Canetti ve Nancy'den hareketle yasın kaybedilenle ilişkiyi sürdürmenin bir biçimi olduğunu, imgenin de ölülerin hayalet olarak varlığını sürdürmesine aracılık ettiğini belirtiyor. İmge hakkının toplumsal ve sınıfsal boyutuna, “yası tutulamayanın yası”na ve vebiosilezoeayrımına değinerek insanmerkezci düşüncenin sınırlarını sorguluyor.
V. Metin Bayrak, “Gayba Karışmak: Yas, Yokluk ve Mânânın Tercümesi Üzerine” başlıklı yazısında yasın kayıp, eksilme, kabullenme ve iyileşme gibi kavramlarla sınırlandırılmasına karşı çıkıyor; ölüm ve yokluk deneyimini anlam, dil ve ilişkisellik üzerinden ele alıyor. Yasın, yokluğu anlam dünyamız içinde yeniden konumlandırma ve kaybedilenle kurulan bağın dönüşümünü yaşama süreci olduğunu savunuyor. Fantom uzuv, nesne devamlılığı, dil ve ritüel gibi kavramlardan hareketle, ölen kişinin yalnızca kendi geçmişini değil, başkalarının belleğinde taşıdığı ortak geçmişi de beraberinde götürdüğünü vurguluyor. Toplumsal ve politik boyutuyla yası yokluğu hatıraya, geçmişi bugüne tercüme eden bir birlikte yaşama biçimi olarak tanımlıyor.
Burcu Şahin, “Hakikat Taşıyıcısının Yas Günlüğü” başlıklı yazısında kadın yazını ile yas arasındaki ilişkiyi beden, kayıp, tanıklık ve dil kavramları üzerinden ele alıyor. Cixous'dan hareketle kadının kendisini metne bedeniyle kaydetmesi gerektiğini savunarak yazıyı yaralanmış bilincin yeniden inşası ve kaybın dile aktarılması olarak değerlendiriyor. Yasın yalnızca ölümle değil, yitirilenler, sahip olunamayanlar ve geride kalan olasılıklarla da ilgili olduğunu belirtiyor; modern edebiyatımızdaki karanlık ve ince sızının bu süreklilik içindeki yas halinden kaynaklandığını öne sürüyor. Latife Tekin, Sevgi Soysal, Sevim Burak, Ayfer Tunç ve Seray Şahiner'in eserlerine atıfta bulunarak bu temayı derinleştiriyor.
Güncel sayıda ayrıca Sanat Gündemi, Heykel Sanatı, Tiyatro Sanatı, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında köşeleri ve yeni kitapların tanıtıldığı Kitaplar Arasında bölümüyle okurlarıyla buluşan Varlık, geniş bir yelpazede yazılar, söyleşiler yayımlayarak kültür, sanat ve edebiyat alanında derinlemesine içerik sunuyor.










