2026 yılının Ekim ayında Türkiye'de ve dünyada dikkat çeken arkeolojik keşifleri bu listede derledik.

10- Venüsler Mağarası'nda Bilinmeyen Boşluklar Olabilir

2026 Ekim ayında Türkiye'de ve dünyada öne çıkan arkeoloji keşifleri

İtalya'daki Venüsler Mağarası'nda yapılan jeofizik taramalar, ana mağaraya bağlı olabilecek bilinmeyen boşluklara işaret ediyor.

Arkeologlar, bir zamanlar hem Neandertallere hem de sanatçı ruhlu bazı Homo sapiens bireylerine ev sahipliği yapmış Avrupa'daki tarihöncesi bir alan olan Venüsler Mağarası'na geri döndü. Mağaranın içini analiz etmek için yeni bir teknik bileşimi kullanan ekip, mağaranın daha fazla keşif barındırabileceğini düşünüyor. Arkeologlar, Venüsler Mağarası'nı yere nüfuz eden radar ve topraktan elektrik akımı geçirerek akımın ne kadar kolay iletildiğini ölçen bir teknik olan elektrik özdirenç tomografisi ile inceledi. Bu yöntemler, araştırmacıların “anomali” olarak adlandırdığı sinyaller yakaladı. Bu sinyaller, mağaranın yakınında ana mağarayla bağlantılı olabilecek, daha önce bilinmeyen birkaç boşluk bulunduğunu düşündürüyor.

Haber hakkında detaylı bilgi içintıklayın.

2026 Ekim ayında Türkiye'de ve dünyada öne çıkan arkeoloji keşifleri

9- Nil Deltası'nda 8,5 Metrelik Ramses Heykeli

Mısır'da bir köylünün bildirdiği yazıtlı taşın ardından II. Ramses'e ait olduğu düşünülen iki dev heykele ait parçalar bulundu.

2026 Ekim ayında Türkiye'de ve dünyada öne çıkan arkeoloji keşifleri

Mısır'da Gharbia Valiliği'ne bağlı Behbeit el-Hagar köyünde çalışan arkeologlar, iki dev kraliyet heykelinin kalıntılarını ortaya çıkardı. Uzmanlar her iki heykelin de Kral II. Ramses'i tasvir ettiğini düşünüyor. Heykelden günümüze, yaklaşık 1,60 metre yüksekliğinde devasa bir baş kısmı ulaşmıştı. Baş, kralı Yukarı ve Aşağı Mısır'ın birliğinin simgesi olan çifte taçla gösteriyor. Arkeologlar heykelin arka payandasının üst kısmını da buldu. Payandadaki bir yazıt kralın Horus adını, “Hor Ka Nakht Meri Maat”ı veriyor. Ekip, başın boyutlarından yola çıkarak heykelin kaidesiyle birlikte bir zamanlar yaklaşık 8,5 metre yüksekliğinde olduğunu tahmin ediyor. Bu da anıtın ne kadar görkemli olduğuna dair bir fikir veriyor.

8- Ünlü Terracotta Ordusu'nun Yapımında Kadınlar ve Çocuklar da Çalışmış

Çin'deki Terrakota Ordusu'ndan alınan parmak izleri, heykellerin yapımında kadınların ve çocukların da yer aldığını gösteriyor.

2026 Ekim ayında Türkiye'de ve dünyada öne çıkan arkeoloji keşifleri

MÖ 3. yüzyılda İmparator Qin Shi Huang'ın mezarını korumak için yapılan binlerce pişmiş toprak figür, 1974'teki keşfinden bu yana erkek zanaatkârların eseri olarak kabul ediliyordu. Xi'an'daki Mozole Alanı Müzesi'nden araştırmacılar ise tek bir kazı çukurundaki 36 figürün kollarına, zırhlarına ve başlarına basılmış 79 parmak izini inceledi. Parmak izi çizgileri arasındaki mesafe yaşla birlikte değiştiği için ekip, izleri istatistiksel bir modelle modern parmak izi verileriyle karşılaştırdı. Sonuçlara göre izlerin yalnızca yaklaşık yüzde 45'i yetişkin erkeklere ait olabilir. Bunların yaklaşık yüzde 33'ü yetişkin kadınlara, yüzde 22'si ise 15 yaşından küçük çocuklara ait görünüyor.

7- Antik Roma'nın Renk Değiştiren Camını Yapmanın Yolu Keşfedildi

2026 Ekim ayında Türkiye'de ve dünyada öne çıkan arkeoloji keşifleri

1.600 yıllık bu cam Roma kupası, ışığa göre renk değiştiriyor: Normal ışıkta yeşim yeşili, arkadan aydınlatıldığında ise şarap kırmızısı.

4. yüzyıla ait Lykurgos Kupası, bugün British Museum'da sergileniyor. Üzerinde, şarap tanrısı Dionysos'un kendisine karşı çıkan Trak kralı Lykurgos'u asma dallarıyla sararak cezalandırdığı mitolojik sahne yer alıyor. Kupanın bu olağanüstü etkisinin, cama karıştırılan son derece küçük altın ve gümüş parçacıklardan kaynaklandığı düşünülüyor. Işık camın içinden geçtiğinde bu nanoparçacıklar mavi ve yeşil ışığı engelleyip yalnızca kırmızı ve turuncu tonları geçiriyor, yüzeyden yansıdığında ise ışığı saçarak yeşil rengi oluşturuyor. Şimdi ise bir araştırmacı, uzun deneyler sonucunda yalnızca bazı ustaların erişebileceği hammaddeleri kullanarak bu etkiyi yeniden üretmeyi başardı. Deneyler, rengin fırındaki küçük değişikliklere bile son derece duyarlı olduğunu gösterdi. Uzmanlara göre bu durum, Romalıların rengi kontrol etmekte zorlandığını ve Lykurgos Kupası'nda adeta büyük ikramiyeyi tutturduklarını düşündürüyor.

6- Yeni Bulunan Fosillere Göre Denisovalılar Böyle Gözüküyordu

2026 Ekim ayında Türkiye'de ve dünyada öne çıkan arkeoloji keşifleri

Denisovalılar neye benziyordu? Çin'de bulunan fosiller bu soruya şimdiye kadarki en net yanıtlardan birini sunuyor.

1974'te kuzeydoğu Çin'deki Xujiayao'da bulunan ve 138.000 ile 199.000 yıl öncesine tarihlenen yaklaşık 20 homininin kalıntıları, 2024'te Homo juluensis adlı yeni bir türe atanmıştı. Ancak araştırmacılar bu fosillerdeki antik proteinleri inceleyerek, Denisovalılara özgü bir işaret olarak kullanılan bir peptit mutasyonu tespit etti. Bu da en azından bazı fosillerin Denisovalılara ait olduğunu düşündürüyor. Kafatası, çene ve diş parçaları sayesinde ortaya çıkan tablo şöyle: alçak ve yassı bir kafatası, belirgin bir kaş çıkıntısı, köşeli göz çukurları, geriye eğimli bir alın, yassı elmacık kemikleri ve yassı bir burun kemeri. Yani Homo erectus'u anımsatan özelliklerle modern insanlara özgü özelliklerin bir karışımı.