İnsanlık tarihi boyunca yön bulmak, bilinmeze doğru yola çıkan kâşifler ve denizciler için hayati bir mesele olmuştur. Ulaşımda ve arazi incelemesinde dünya üzerinde yön tespit etmeye yarayan cihaz olarak tanımlanan pusula, bu büyük arayışın en somut ve devrimci meyvesidir. Genellikle manyetik, cayroskopik veya bir yıldıza göre yön belirleme prensipleriyle çalışan bu cihazlar arasında en eskisi, Dünya'nın manyetik alanına göre yönleri gösteren manyetik pusuladır. Günümüzde de sıklıkla pusula sözcüğü, manyetik pusula ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır.
Dünyanın manyetik alanının doğrultusunu gözlemlemekte kullanılan manyetik pusula, kerteriz alıp mevki bulmaya yardım eden mıknatıslaşmış bir iğneden ibarettir. Bu kritik iğne, manyetik olmayan bir maddeden yapılmış bir kutu içinde bulunur. İtalyanca bir sözcük olan bussola kelimesinden Türkçeye geçen bu maharetli aletin kalbi, bir manyetik alan içerisinde serbestçe hareket edebilecek şekilde pusula gövdesine monte edilmiş iğnesidir. Pusula iğnesi serbest kaldığında her zaman aynı yönü gösterir; çünkü yeryüzü, bir ucu kuzeye diğer ucu güneye uzanan devasa bir mıknatıs gibidir. Dünyanın bu güçlü manyetikliği, pusula iğnesinin manyetik kuzeye doğru dönmesine neden olur.
Uzak Doğu'dan Avrupa'ya Uzanan Keşifler
Tarihteki ilk pusulalar mıknatıs taşı kullanılarak üretilmiştir. İlk olarak denizciler, küçük bir parça mıknatıs taşını bir çöp üzerine koyup suya bıraktıklarında, çöpün Dünya'nın manyetik alan çizgileriyle aynı hizaya gelip bir ucunun Kutup Yıldızı'nı gösterdiğini keşfettiler. Bu ilk buluşu hemen bir ikincisi takip etti; mıknatıs taşına uzun süre temas ettirilen demir veya çelik bir iğne de kuzey-güney istikametinde hizaya geliyordu. Bilinen tarihe göre manyetik pusula ilk olarak Çin'in Han Hanedanlığı döneminde, MÖ 206'dan beri kehanet için bir aygıt olarak icat edildi. Çinliler bu gizemli aygıtı daha sonra 11. yüzyılda Song Hanedanlığı döneminde seyir için benimseyip kullandı.
Asya'dan yola çıkan bu icadın Avrupa'ya ulaşması zaman aldı. Fransa'da pusuladan ilk olarak 1200'de söz edilmeye başlandı. Bunu 1207'de İngiltere ve 1213'te İzlanda izledi. O zamanlar oldukça ilkel bir yapısı olan pusuladaki ilk önemli gelişmeyi Pierre de Maricourt gerçekleştirdi (1269). Maricourt, iğneyi bir mile geçirdikten sonra bunu bir yanı saydam ve derecelenmiş bir kutunun içine yerleştirerek bugünkü modern tasarımların atmasını attı.
Denizlerden Göklere Genişleyen Kullanım Alanları
Pusulayı ilk önce denizciler seyrüseferde kullandılar. Onların arkasından sivil havacılar, kara, deniz ve hava kuvvetlerindeki askerler, madenciler, mimarlar, ormancılar, tapu ve kadastro işi ile uğraşan harita teknisyenleri ve mühendisleri bu aletin vazgeçilmezliğine sığındı. İzciler, dağcılar, oryantiring sporu yapan sporcular ve yelken yarışı yapan yatçılar da doğada yönlerini bulmak için pusulaya başvurdu. Zamanla teknolojinin gelişmesiyle birlikte standart plaka, aynalı, askeri, kutu prizmatik, parmak ve ataç pusulalar gibi doğada kullanılan modern tasarımlar ortaya çıktı.
Mıknatıs ile çalışan pusulalarda zamanla yapay sapma yani deviasyon ve doğal sapma yani varyasyon gibi sapmalar görülebildi. Bu sakıncaları ortadan kaldırmak için içi sıvı ile dolu, kabında alkol ve su karışımı bulunan sıvılı pusulalar geliştirildi. Çelik gemilerin yerin manyetik alanının şiddetini ve yönünü değiştirmesi nedeniyle gemilerde denkleştiriciler kullanıldı. Sürekli manyetiklik mıknatıslarla, geçici manyetiklik ise yumuşak düşey demirlerle geçersiz hale getirildi. Cayroskopun mekanik kararlılığına göre düzenlenmiş cayroskop pusulası ise manyetik etkilere karşı duyarsız yapısıyla öne çıktı.
Günümüzde standart bilezikli, döner kapsüllü ve şeffaf tabanlı modelleriyle hayatımızın içinde yer alan bu eşsiz alet, sadece kuzey yönünü değil tüm ana ve arayönleri bulmamızı sağlayan köklü bir tarih mirasıdır.
Bu yazı, Vikipedi'deki Pusula maddesinden yararlanılarak derlenmiştir (CC BY-SA 4.0).





