İnsanlık tarihinin en köklü bilgi tapınaklarından biri olan üniversite kavramı, en üst seviyede eğitim verilen, araştırma yapılan ve bilgi üretilen kurumlar olarak asırlardır medeniyetin seyrini değiştirmektedir. Kökleri Antik Yunan’a kadar uzanan bu yapı, doğa bilimleri ve sosyal bilimler gibi çeşitli disiplinlere ayrılarak günümüze kadar gelmiştir. Özgün çalışmalar yürüten akademisyenler ve araştırma görevlileri bu süreçte çeşitli unvanlarla ödüllendirilirken, kurumlar da çağın ihtiyaçlarına göre şekillenmiştir. Bugün modern kampüsler olarak bildiğimiz bu yapılar, aslında uzun soluklu bir entelektüel maceranın ürünleridir.
Felsefe Meclislerinden Loncalara
Günümüzdeki üniversitelere temel oluşturan ilk kurumun, Antik Yunan filozofu Platon tarafından M.Ö. 4. yüzyılda kurulduğu kabul edilir. Antik Atina kentinin dışında, "Akademi" adlı bölgede yer alan bu okulda kesin bir ders programı veya konu sınırlaması bulunmuyordu. Öğretmen ve öğrenci ayrımının net olmadığı, ortaya atılan problemlerin birlikte tartışılarak çözülmeye çalışıldığı bu özgün mekan, en az üç yüzyıl faaliyette kalmıştır. Eski Yunan ve Roma dönemlerinde bazı yüksek eğitim teşkilatları var olsa da, bunların bugünkü anlamda tam bir üniversite niteliği taşıdığı söylenemez.
Kelime kökeni olarak bugünkü anlamını Orta Çağ’ın kentsel yaşamından alan "universitas", Latincede genel olarak bir konu etrafında birleşen topluluk, lonca veya şirket anlamına gelen "universitas magistrorum et scholarium" yani kabaca "öğrenciler ve öğretmenler topluluğu" deyişinden türemiştir. Prensler, papazlar veya kasabalar tarafından verilen tüzüklerle güvence altına alınan bu toplu yasal haklara sahip öğrenci ve öğretmen dernekleri, kurumsal anlamda modern yükseköğretimin temel taşlarını döşemiştir.
Doğu'nun Medreseleri ve Batı'nın İlk Üniversiteleri
Tarihsel süreçte dünyanın farklı coğrafyalarında benzer ilim merkezleri boy göstermiştir. Alimler bazen 859 yılında Fatıma el-Fihri tarafından cami olarak kurulan Karaviyyin Üniversitesi'ni dünyanın en eski kurumu olarak gösterirken; Mısır'daki El-Ezher Üniversitesi de MS 970-972 yıllarında kurulan dünyanın en eski derece veren üniversitelerinden biri olarak iddia edilmektedir. Öte yandan bazı bilim adamları, erken Orta Çağ üniversitelerinin Haçlı Seferleri sırasında Endülüs, Sicilya Emirliği ve Orta Doğu'daki medreselerden etkilendiğini savunmuşlardır. Bağdat'taki Nizâmiye Medresesi ile Osmanlılardaki ilk üniversite olan İznik Medresesi, bu geleneğin en somut örneklerindendir.
Avrupa'da kurumsal bir yapıya sahip ilk üniversiteler ise 11. ve 12. yüzyıllarda ortaya çıkmıştır. Bologna Üniversitesi, Paris Üniversitesi ve Oxford Üniversitesi bu dönemin öncüleridir. Konstantinopol Üniversitesi ise imparator naibi III. Michael tarafından 425 yılında yükseköğrenim kurumu olarak kurulmuştur. İslam medeniyetinin Endülüs Emevi Devleti vasıtasıyla Batı'ya tesir etmesi, ilim ve fennin kilisenin etkisindeki okullara girmesini sağlamış; tıp, astronomi ve ilahiyat gibi dallar öğretim yelpazesine eklenmiştir. Rivayete göre bir dönem Avrupa kralları ve devlet adamları tedavi olmak için Córdoba Üniversitesinin Tıp Fakültesine gelmekteydi.
Özerklik Mücadelesinden Modern Kampüslere
Batı'da Bologna, Pavia ve Paris adlarıyla gelişmeye başlayan ilk üniversiteler uzun süre piskoposların kontrolünde kalmıştır. Örneğin Bologna Üniversitesinin rektörleri öğrenciler tarafından seçilmekte, öğrenciler "nation" denen gruplara ayrılmaktaydı. Buna rağmen asıl yönetici kimseler piskoposluktan gönderilen kişilerdi. Zamanla rektörler piskoposluğa karşı otoriter bir özerklik kazanmış ve papalığa bağlı olmayan Oxford ve Cambridge gibi kurumlar da ardı ardına kurulmuştur.
Osmanlı döneminde üniversite kavramı "dârülfünun" sözcüğü ile ifade edilmekteydi. Selçuklu ve Osmanlı medreseleri Tanzimat'a kadar fen derslerinde de söz sahibi olmuş, ancak fen derslerinin kaldırılmasıyla birlikte Batı doğuyu geçmeye başlamıştır. Daha sonra 1863'te Dârül-Fünun adı altında teşkilatlanan bu yüksek eğitim kurumu, çeşitli safhalardan geçerek 1933'te İstanbul Üniversitesi olarak yeniden düzenlenmiştir. Günümüzde ise dünyanın dört bir yanında devlet tarafından finanse edilen ya da bağışlarla ayakta duran, uluslararası öğrencileri ağırlayan bu kurumlar, köklü geçmişlerinden aldıkları ilhamla bilgi üretmeye devam etmektedir.
Bu yazı, Vikipedi'deki Üniversite maddesinden yararlanılarak derlenmiştir (CC BY-SA 4.0).





